“Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır Sapere Aude! ‘Aklını kendin kullanmak cesaretini göster!’ sözü, şimdi Aydınlanma’nın parolası olmaktadır.”

Immanuel KANT

Aydınlanma Çağı batı toplumunda Rönesans ve Reform hareketleriyle düşünsel olarak başlayan 17’nci ve 18’inci yüzyıllarda gelişen, akılcı düşünceyi eski, geleneksel, değişmez kabul eden varsayımlardan, ön yargılardan ve ideolojilerden özgürleştirmeyi ve yeni bilgiye yönelik kabulü geliştirmeyi amaçlayan, düşünsel gelişimi kapsayan dönemdir.

Aydınlanma rüzgârı bütün Avrupa'yı kaplamış yayılırken ülkeden ülkeye farklı olarak görülmüş. Özellikle İngiltere, Fransa ve Almanya’da ülkelerin ulusal karakterlerine uygun görünüşler kazanmıştır. Anayurdu olan İngiltere’den yayılan Aydınlanma düşüncesinin ilk uğrağı, Fransız Devrimi’nin aydınlanma düşüncelerinden birçoğunu pratik alanda gerçekleştirmesi nedeniyle Fransa olmuştur.  Aydınlanma Felsefesi’nin dayandığı temel ilkeler; akılcılık, deneycilik, mutluluk, bilim ve doğadır.

Aydınlanmacılara göre AKIL insan yaşamında her şeydir. Akılcı bir düşünüş gerçeğe erişmek için DENEY yapardı. Buna göre insan iyi yaşamalı ve yaşamdan zevk almalıydı. Çünkü MUTLULUK, insanın kendisine ve diğer insanlara sevgi ve saygısını arttırır. BİLİM zaten akılcılığın ürünüdür ve DOĞA da bilimin alanı.

Çağdaş uygarlığa, birbirini tamamlayan, birbirini  geliştiren bilimsel ve sanatsal gelişmelerin üst üste yükselmesiyle erişildi. Antik Çağ’da akla ve bilime önem verilerek gelişen özgür düşünceye, Orta Çağda kalıplaşmış dogmatizm ve skolastizm egemen oldu. Yeniden doğuş anlamına gelen Rönesans döneminde ise özgür düşünce Orta Çağ'ın karanlığından kurtularak yeniden doğdu. Bir anlamda Antik Çağ'daki akıl, düşünce ve bilim uygarlık önündeki Orta Çağ kalıntılarını yıkarak akışını sürdürdü. “Teolojik” insanın yerini “Estetik” insan ideali aldı. Matematik, astronomi, kimya, fizik, coğrafya, felsefe antropoloji gibi bilim alanlarında çok büyük gelişmeler oldu. Dünya merkezli görüş yerine güneş merkezli, görüş benimsendi. Bu dönem bilginleri insana doğayı keşfetme, doğa güçlerine egemen olma olanağı sağlayacak bilimsel yöntemler geliştirdiler.

Rönesans’ın bir uzantısı ve tamamlayıcısı olan Hümanizm ise temelinde insan değeri ve sevgisi olan bir düşüncedir. Hümanist görüşe göre, en değerli varlık insandır ve her şey onun içindir. Akılcılık, deneycilik, mutluluk, bilim ve doğa temellerine dayanan aydınlanma felsefesinde devlet kavramı kendiliğinden oluşan organik kutsal bir varlıktır. Aynı zamanda halkın hizmetinde olan bir kuruluştur. Ve devlet, bireylerin ilerlemesi ve refaha kavuşturulmasını amaç edinmiştir. Üstelik din ile devlet işleri birbirine karıştırılmamalıdır. Aydınlanmacılar dine “akıl dini” diyorlardı ve bu, akla uygun, aklın benimsediği din demekti. İnsanın doğuştan saf ve temiz olduğuna inanan aydınlanmacılar insanın şekillenmesinin ve kişiliğinin eğitimle oluştuğunu söylemekteydiler. Ancak eğitim doğaya uygun olmalı ve insan yeteneklerini ve doğal gelişimini desteklemeliydi. Aynı zamanda da eğitim yaşamda işe yararlı olmaya göre planlanmalıydı. Kısaca eğitim pragmatisti.

Aydınlanmanın ilk temsilcileri olarak genellikle Rene Descartes ve Gottfried Wilhelm Leibniz kabul edilir. Almanya’da Johann Gottfried Herder, Immanuel Kant, Christian Wolff; Fransa’da Denis Diderot, Claude Adrien Helvétius, Montesquieu, Jean -Jacques Rousseau,Voltaire; Büyük Britanya’da David Hume, John Lockeve Thomas Paine Aydınlanma çağının en önemli temsilcileridir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.