Sütunlar ve başlıklar 

Sütun bir düşey gövdedir. Sütunlar genellikle yatay bir lentoyu taşıyan bir sıra içinde dizilirler. Buna da kolonat denir. Ya da bir kemer dizisiyle birlikte kullanılırlar. Bu şekline de arkat denir. Tabi bazen tek başına bir heykeli taşımak için de sütun kullanılır. Genellikle daireseldir ama kare ya da sekizgen olanları da vardır. Zemin ile sütun arasındaki geçişte bir altlık; sütun ile üst zemin arasındaki geçişte ise sütun başlığı denilen bir geçiş yöntemi kullanılır. Düşey ile yatay arasındaki bağlantı hoşluğu yaratmakla birlikte ağırlığı dağıtmak ve sağlamlığı güçlendirmek de buradaki hedefler arasındadır. 

Anıt sütun 

Romalılar önemli kişilerin ve kahramanların anısına tek başına ayakta duran sütunlar dikmişlerdir. Roma’daki Trajan Sütunu Roma İmparatoru’nun Daçyalılar karşısındaki zaferinin ardından yapılmıştır örneğin. Neoklasik dönemde bu biçim yeniden ortaya çıkmıştır. Londra’daki Nelson Sütunu ve Paris’teki Temmuz Sütunu gibi. 

Parçalı sütun 

Sütunlar genellikle tek ve uzun bir taş bloktan yapılmış gibi görünürler. Ama aslında çoğu büyük parçalar halindeki taşlardan yapılır. Sütun tek parçadan yapılmışsa buna Monolit adı verilir. Gotik mimarlıkta yoğun olarak kullanılan küçük monolitik sütunlara ise delit denilmektedir. 

Pilastr 

Duvara gömülmüş yüksek, yassı bantlar halindeki pilastrlar sütun etkisi verir. Fakat bunların taşıyıcı etkisi yoktur. Lübnan Baalbek’teki Bacchus Tapınağı’ndaki pilastrlarda olduğu gibi. 

Bindirmelik

Duvara sabitlenen ve altında sütun olmayan başlıklar vardır. Bunlara bindirmelik denir. Romanesk ve Gotik dönemlerde çatı, tonoz, kemer ve heykelleri taşımak için kullanılırdı. 

Volüt 

Bazı sütun başlıkları üzerinde çıkıntı yapan parçalara volüt denir. Ayak ile üstteki duvar arasında geçiş sağlar. Volütler genellikle kıvrımlı olur. 

Klasik düzen 

Antik Yunan ve Roma’da sütunların tasarımı ve oranları, düzen olarak bilinen bir dizi kuralla belirlenmekteydi. Beş temel düzen vardır: Dor, Toskana, İyon, Korent ve Karma. Düzen, Rönesans’ta yeniden keşfedilmiş ve Leon Battissta Alberti’nin 1452’de yazdığı, Rönesans'ın önemli kavramsal metinlerinden biri olan De re aedificatoria (Yapı Yapma Sanatı Üzerine) adlı incelemede sistemleştirilmişti. Her düzenin belirli bina türleri için uygun olan belirli özellikleri olduğu düşünülüyordu. Örneğin, görece sade olan dor düzeni sağlamlıkla bağdaştırılırken, korent düzenin güzelliği üzerinde özellikle duruluyordu. 

Dor 

Dor düzenini, almaşık olarak düzenlenmiş sade ya da heykelli metopları ve yivli triglifleri olan frizleriyle kolaylıkla tanıyabilirsiniz. Triglif, bir ahşap çatıdaki stilize edilmiş kiriş bitimini temsil eder. Sütun başlıkları çok sadedir ve Yunan Dor düzenindeki bazı erken örneklerin altlığı yoktur. 

Toskana

Esasen İtalyan olan Toskana düzeni, dor düzeninden farklı değildir ancak frizi yalın, sütun başlıkları kabarık astragal silmeleriyle biraz daha karmaşıktır. Bu düzen Rönesans’ta çok revaçtaydı. Toskana’nın büyük ölçekli türevine devsütun düzeni denir. 

Korent 

Korent düzenindeki sütun başlıklarının, akant yapraklarından oluşan dizileri vardır. Köşedeki yapraklar yukarıya doğru kıvrılarak volütler oluşturur. Hem Yunan hem de Roma türevleri vardır: Yunan Korent sütununun gövdesi genellikle yivli, diğerininki ise sadedir. 

İyon

İyon düzenini, belirgin özelliği olan ve dürülmüş bir yastığa benzetilen S-kıvrımlı sütun başlıklarından tanıyabilirsiniz. Diğer düzenlerden farklı olarak, önü ve yanları birbirine benzemez. Sütunlar genellikle yivlidir; friz sade ya da yontulmuş bezemelerle süslenmiş olabilir.
HAZIRLAYAN: AYSUN ÖNCÜL
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.