Binaların sihirli elbisesi “aydınlatma”

Kuruluşundan günümüze farklı ölçeklerde özel ve kamusal alanda birçok ödüllü projeye imza atan ZEVE Aydınlatma Tasarım Stüdyosu’nun kurucularından ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü mezunu Ayrım Yaser Talu ve ekibi iç mekân, dış cephe, peyzaj ve kentsel yaşam alanları, tarihi ve kültürel yapılar, sağlık yapıları, stadyumlar, köprü ve yol aydınlatmaları gibi çok geniş bir yelpazede aydınlatma tasarımı projeleri hayata geçirdi. Işığın dönüştürücü gücüne inanan, bu gücü ustalıkla kullanarak estetik ve etkileyici yaşam alanları oluşturmayı hedefleyen Talu, aydınlatma tasarımının inceliklerini HOME&OFFICE CONCEPT okurlarıyla paylaştı.

Yaptığınız tüm aydınlatma tasarımlarında özellikle dikkat ettiğiniz bir konu var mı?

Eğer görsel ve mimari anlamda konuşuyor isek şunu diyebilirim; tasarım sürecinde mekânsal ve psikolojik faktörlere özellikle dikkat etmekteyim. Mekânsal faktörler olarak kastettiğim mekânı tanımlayabilme ve mekân kullanıcılarında tatmin ve hoşluk duygusu yaratabilmedir. Bunun için öncelikle mimariye uygun, onu tamamlayan estetik bir düzen ve ritim oluşturmak, bunlara ek olarak da ışık etkileriyle görsel cazibe alanları yaratmak gerekir. Tabii tüm bu planlamalarda görsel konfor en önemli kriterlerdendir, bu anlamda ışık dağılımı gözü rahatsız etmeyecek olan ürünler tercih edilmelidir.

Tüm projelerimizde dikkat ettiğim en önemli konulardan biri de elbette enerji tüketiminin uluslararası enerji kodlarına uygun bir şekilde en düşük seviyede tutulmasıdır.


Kamusal binalarda aydınlatma yapılırken uyulması gereken kurallar nelerdir?

Kamusal binalarda yapılacak aydınlatmanın binanın karakterine ve temsil ettiği kuruma uygun bir şekilde tasarlanması gerekir. Bunu dışında aydınlatma tasarımı ile ilgili genel hususlar kamu binaları için de geçerlidir.

Otel lobileri, bekleme salonları, camiler gibi toplu kullanım alanlarında aydınlatma yapılırken nelere dikkat edilmeli?

Bu tür alanlar genelde daha geniş ve içinde daha fazla mimari unsur bulunan alanlardır. Bu yüzden bu tür alanlarda netlik oldukça önemlidir. Aydınlatma tasarımı, mekânı tecrübe eden insanların ortamı net olarak algılayabilmelerini sağlamalıdır. Bunun için ışığı sadece yatay düzlemde değil dikeyde de tasarlamak gerekir. Bu, seçili duvarlarda bir takım ışık etkileri ile sağlanabilir ve ışık seviyeleri ile oynayarak mekânda görsel bir hiyerarşi oluşturulabilir. Eğer bir otel lobisi ve bekleme alanı ise tüm bunlara ek olarak mekân dekoratif aplik ve pendant ürünler ile desteklenebilir.

Dar alanları daha geniş gösterebilmek için aydınlatmayla ilgili ne tür önemler alınabilir?

Bu tür alanlarda algı üzerinden bir planlama yapmak gerekir. Mesela yukarıdan aşağı değil de daha çok aşağıdan yukarıya doğru bir aydınlatma tasarımı mekânı göreceli olarak daha hacimli algılatacaktır.

Ayrıca duvarlarda yapılacak bir ışık yıkaması da ferahlık hissini artıracağından önemlidir. Sonuç olarak ışıksal tasarımı tavanda ve duvarda planlamak gerekir.

“Işık kirliliğine yol açmayacak bir aydınlatma planlaması önem arz eder.”

Açık alanlarda aydınlatma yapılırken nelere dikkat edilmeli?

Burada öncelikle çevresel faktörlere dikkat etmek gerekir. Mesela ışık kirliliğine yol açmayacak bir aydınlatma planlaması mutlak önem arz eder. Yani üründen çıkan ışığın hedeflenen alanın dışına kaçarak gökyüzüne saçılmasının önüne geçilmelidir. Günümüzde bazı şehirlerde yanlış uygulamalar sonucu neredeyse gökyüzünü yani içinde bulunduğumuz galaksiyi gözlemleyemez duruma geldik. Ayrıca, çevreye saçılan ışıkların komşu binalarda yaşayan insanları rahatsız edebileceğini de unutmamak gerekir.

Görsel olarak en önemli konu bu alanların kullanımını özendirecek aydınlatma konseptlerinin geliştirilmesidir. Mesela iyi tasarlanmış bir kent meydanını düşünün. İnsanlar akşamları sosyalleşmek için bu alanları tercih edeceklerdir.

Konut iç mekânlarında LED kullanımı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Burada şunu belirtmek isterim ki LED ışık kaynaklarının kullanımından ziyade doğru LED ışık kaynaklarının kullanımını konuşmak gerekir. Bir ışık kaynağından beklentimiz, örneğin bir LED ampul düşünelim, ışık kalitesinin yüksek olması ve enerji sarfiyatının düşük olmasıdır. Işık kalitesi konusunda tüketici ampulün “ışık rengine” ve “renksel geri verim” özelliğine özellikle dikkat etmelidir. Renksel geri verim ampulün renkleri ne ölçüde doğru gösterdiğinin göstergesidir. CRI veya Ra olarak belirtilir. Bu değerin en az 90’nın üzerinde olmasına dikkat etmek gerekir. Tabii bu değer ortalama bir değerdir. Bu değerin alt kırılımlarında göreceğiniz R9 değeri kırmızıyı gösterme kabiliyetidir. Mutlaka bu değere de bakmak gerekir.

Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da LED ışık kaynaklarının ömürleri ile ilgili. Üründen ürüne ve üreticiden üreticiye ciddi farklar göstermektedir.

Türkiye aydınlatma tasarımında ne durumda?

Türkiye’de aydınlatma tasarımının bir disiplin olarak yeterince yaygınlaşmış veya benimsenmiş olduğunu söyleyemeyiz. Bunun sebebi ise bu konuda henüz ciddi bir talebin oluşmamış olmasıdır. Yani yatırım sahipleri veya konunun muhatapları konuya yabancı. Oysa özellikle Amerika ve Avrupa’da aydınlatma tasarımı oldukça önemsenmektedir. Neredeyse her projenin aydınlatma tasarımcısı ve danışmanı vardır ve aydınlatma ile ilgili Türkiye’de konuşulanların çok ötesinde, insanların sirkadiyen ritimlerine olan etkisine kadar birçok hassas konu tartışılıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.