Bir tiyatro sahnesi değil midir hayat?

“Tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatıdır.”
Turgut Özakman

Başka dünyaların kapılarını açar tiyatro… Çocukları hayallerden harikalar diyarına götürür, yetişkinleri zaman yolculuğuna çıkarır. Bazen de coşkulu kahkahaların yankılanmasına sebep olur kuvvetli alkışlarla… Seyirciyi ayrı, oynayanı ayrı, yazanı ayrı, yöneteni ayrı heyecanlandırır tiyatro…

Bu yıl 19’uncu kez tiyatro severlerle buluşan Devlet Tiyatroları - Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali’nin festival kapsamında gerçekleştirdiği “Atık Malzemelerden Kukla Yapımı” isimli atölye çalışmasında tanıştığımız Hakan Dündar, Devlet Tiyatrosu’nda hem dekoratörlük hem de sanat teknik müdürlüğü yapıyor. 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Tasarımı Bölümü mezunu Dündar, sahne tasarımı ve dekor hakkındaki her şeyi HOME&OFFICE CONCEPT okurları için anlattı.
 

Tiyatroda dekor tasarımı neden önemlidir?

Sadece seyirci için değil, oyuncular için de önemli. Hem mekânı belirlemek, tespit etmek üzere işin teknik yanı var hem de görselliği artırmak, seyirciyi etkilemek için estetik yanı var. Bir oyuncu, rolünü içinde oynadığı atmosferi hissederek oynarsa, oyun çok daha etkili olur. Günümüzde de artık sahne tasarımı, başrol oyuncularından biri gibidir tiyatroda. Yani sahne tasarımı eksik olan bir oyun, başrol oyuncularından birinin eksik olduğu bir oyundur.

Dekor tasarımını kimler yapar?

Sahne tasarımcısı tek kişidir aslında ama yönetmenle beraber karar verir her şeye. Sahne tasarımcısının oluşturduğu atmosfere, ışık tasarımcıları destek olur. Kostüm tasarımcısı da sahne tasarımcısı gibi ana unsurlardan biridir ve oyunun, reji ekibi dediğimiz (dekoratör, kostüm ve ışık tasarımcısı) kreatif ekibidir bunlar. Hiçbiri tek başına değildir, birbirlerine bağlı işlerdir. 

Tabii ki sahne tasarımcısı tasarımı tek başına yapar ama daha sonraki üretim sürecinde ciddi bir atölye ve ekip gereklidir.

Atölye çalışmalarından da biraz bahseder misiniz?

Önce oyunun nasıl bir yerde geçeceğine yönetmenle birlikte karar verilir. Yani oyun bir evde geçiyorsa dekorun illa evin içinden oluşması gerekmiyor. Bu soyut bir dekor da olabilir. Yönetmenle karar verildikten sonra eskizler çizilir. Onaylandıktan sonra maket yapılır. Maket üzerinde tekrar konuşulur. Daha sonra teknik çizimleri yapılır ve birçok atölyede üretime geçer. Marangozhane, boyahane, kartonpiyer dediğimiz heykeltıraşlar, mobilyacılar, döşemeciler çalışır. Yani bir dekor için en az 10-15 atölye çalışır. Oldukça uzun bir süreç.

Ne kadar sürüyor tamamlanması?

Devlet tiyatrolarının sistemi çok düzgün bir sistem. Bu yüzden genellikle atölyeye girdikten iki hafta sonra dekor çıkar. Dekorun zorluğuna göre de değişiyor tabii…

Bir oyunun çıkması için geçen süreçte, dekor tasarımı hangi aşamada yer alıyor?

İlk başlarda yer alıyor. Oyun provaya başlamadan önce bunun netleşmesi lazım aslında ama bizde, oyunun prova aşamasıyla birlikte oyunun tasarım aşaması başlıyor ve oyun sahnelenmeden 10 gün önce falan dekor teslim ediliyor.

Değişken zaman ya da mekânda geçen bir oyun ile sabit bir zaman ya da mekânda geçen bir oyun için tasarlanan dekor arasında ne gibi farklar var?

O biraz yönetmene bağlıdır. Eğer soyut ve modern bir oyun yapıyorsanız, mesela, “Romeo ve Juliet” bir şatoda geçer, balkonda geçer, bahçede geçer. Bunu tek bir mekânda ya da soyut bir mekânda da geçirebilirsiniz. Oyunun üslubuyla ilgili bu... Klasik bir dekor mu, modern bir dekor mu, stilize bir dekor mu olacak, önce onun belirlenmesi lazım.

Tiyatro dekorunun çeşitleri var mı? Mesele bazı dekorlar sabit iken, bazı dekorlar portatif olabiliyor. Bunu neye göre belirliyorsunuz?

Her şey aslında oyuna göre değişiyor. Oyun tek mekânda da geçebilir, beş ayrı mekânda da geçebilir. Beş ayrı mekânda geçiyorsa, birinci perde evin içi, ikinci perde park, üçüncü perde bir çöplük, dördüncü perde saray olabilir. Bu tamamen metne ve akabinde yönetmene bağlı bir şey... Ama üslup olarak tabii ki farklar var. Bir evin içini öyle gerçek yapıyorsunuz ki tıpkı bir evin içi gibi olabiliyor. Bu gerçekçi dekordur. Ya da iki tane pencere asabilirsiniz tavandan, ortaya da bir tane kapı koyarsınız, orayı ev gibi algılayabilirsiniz. Bu stilize bir dekordur. Detayları seyirciye bırakılır. Bu, daha modern bir yaklaşımken, öbürü daha klasik bir yaklaşımdır. Bu, eğer oyun bunu kaldırıyorsa yönetmenin tercihine bırakılır. Yönetmen, “Seyirci hayal etsin her şeyi, ben bomboş bir sahnede oynamak istiyorum. Oyuncular dikkat çeksin” ya da “Ben çok gerçekçi bir dekor istiyorum, oyuncular da seyirciler de orayı gerçekten ev zannetsinler” diyebilir.

Soyut tasarım nedir peki?

Sahneye bir tane platform koyarsınız. Tüm oyuncular o platformun üstündedir ama yeri gelir ışık değişir orayı bir ev olarak görürsünüz. Yeri geldiğinde bir ağacın gölgesi yere düşer sokak olarak görebilirsiniz. Yani mekânın ne olduğunu tek başına baktığımız zaman anlamayız ama oyuncular içine girdiği zaman oyuncuların konuşmalarından, ışıktan ya da ufak bir aksesuardan burayı birden bire bir mekâna çevirmiş olabiliriz. Tanımlanmamış mekânlar genelde soyut mekânlardır.

Sahne tasarımında en önemli şey nedir?

Bir vizyona sahip olmalısınız. Çağı iyi takip ediyor olmanız lazım. Sanatın her dalından gerçek anlamda anlıyor olmanız lazım. Resmi, fotoğrafı, mimariyi çok iyi bilmek, mekânı iyi değerlendirmek ve güncel olarak takip etmek zorundasınız.

İyi bir sahne tasarımı yapmak için ondan sonraki en önemli şey, iyi bir yönetmen… Kötü bir yönetmenle iyi bir tasarım olmaz. Çok iyi bir sahne tasarımı yaparsınız, yönetmen bunu kullanamıyorsa, içindeki oyuncu iyi oynayamıyorsa o sahne tasarımı bir işe yaramaz. 

Oyunlar turneye çıkıyor ve hem yurt içinde hem de yurt dışında birçok temsil yapıyor. Oyun daha büyük ya da daha küçük bir sahneye gittiğinde, oraya uyarlamada sorun yaşanıyor mu?

Bu biraz o tiyatroya bağlı. En başta, daha oyun turneye gitmeden, o sahnenin planları geçiyor elimize. O sahneye biz bunu küçültebiliriz ya da küçültemeyiz deniyor. Yani o sahneye o dekoru adapte edip edemeyeceğimizi biz biliyoruz aslında. Bazen öyle dekorlar oluyor ki o sahneye sığması mümkün olmuyor. O zaman o turneye gidilmiyor. Devlet tiyatrosu ona göre planlıyor. Ya da değişiklikler yapabileceksek, aradan bazı parçalar eksilterek o sahnelere sığmasını sağlıyoruz.

Sahne çeşitlerine göre dekor teknikleri var mı?

İtalyan sahne dediğimiz, “çerçeve sahne”dir. Sahnenin yerinde bir çerçeve olmadığı, tamamen tüm mekânı kullanarak oyun oynanan yerler oluyor, buraya da “arena sahne” deniyor. Bu gene oyuna, yönetmene ya da tiyatro grubunun tarzına bağlı... Mesela bizim sahnelerimizin çoğu çerçeve sahnedir. Yani oyunun geçtiği mekândaki dördüncü duvar yoktur. O duvardan seyirci oyunu izler. Ankara’da iki sahnemiz var, İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi ve Stüdyo Sahne, orada mesela rejiye göre sahne değişiyor. Yani sahne ortaya alınıp, seyirci iki tarafa yerleştirilebilir. Ya da seyirci sahnenin dört tarafını kapsayabilir. Bütün oyun ortada oynanır. Bunlar, daha modern oyunlar, daha çağdaş ve deneysel yaklaşımlar.

Eski Yunan ve Roma tiyatroları ile günümüz tiyatrolarını kıyasladığınızda, sahne tasarımı anlamında ne gibi farklar var?

Eski antik tiyatrolardaki mekânların hepsi zaten açık havaydı hemen hemen. O dönemde kadınlar oynamıyordu. Kadın rollerini de erkekler oynuyordu. O zaman kostümleri de ona göre oluyor. O dönemde mask kullanımı yaygın. 20-25 binlik antik tiyatrolarda, aşağıda oyuncu çok uzak ve ufacık kalıyordu. Bunun için de oyuncuyu büyük gösterecek, bizim takunyalara benzeyen yüksek ayakkabılar giyilirdi. Masklar sayesinde de seyirciler, oyuncuların ifadelerini anlayabiliyordu. Maskelerin ağızları megafon gibiydi, sesi daha yüksek çıkarırdı.

Antik oyunlarda ortada büyük bir kapı olur, sağda ve solda da birer kapı olur. Ortadaki kapıdan hep krallar, hükümdarlar girer. Küçük kapılardan ise koro ve küçük haberciler ile diğer kişiler girer. Yani antik tiyatrolarda bizim bildiğimiz anlamda bir dekor yoktu. Dekor daha sonra, kapalı salonlara geçildiği zaman ortaya çıktı.

Günümüz teknolojisinin dekora ne gibi katkısı oldu?

Günümüz sahne tasarımı artık teknolojik olarak çok üst düzeyde. Ülkemizde olmasa bile show business dediğimiz Amerika’da, Broadway’de büyük tiyatro ve operalarda dekor artık tamamen teknolojik, tamamen mekanik bir hal aldı.

Dünyada çok ünlü, Cats Müzikali, Sefiller Müzikali gibi müzikallerin dekorlarını yapan John Napier isimli İngiliz bir tasarımcı var. Tamamen Roller Coaster dediğimiz, luna park oyuncaklarını üreten makine mühendisleriyle çalışıyor. Dekorlarında mutlaka o mühendislerin çözüm yarattığı teknolojik malzemeler kullanılıyor. Yani günümüzdeki teknoloji ne kadar gelişirse, dekor mantığı da o kadar değişiyor. Mesela mapping diye bir şey çıktı, o şimdi tüm dekorlarda kullanılıyor. Kullanılmak isteniyor. Mapping ile yapılan şovlar var. Sahnedeki boyutlu dekorasyondansa, projeksiyonla yapılan dekorlar ağırlıkta olmaya başladı. Lazer teknolojisini, hologram teknolojisini kullanmaya çalışıyorlar. Yani teknolojiyi de tiyatro yakından takip ediyor. Ama sonuçta insan var her şeyin ucunda. Sahnede de sahne arkasında da insan var.

Oyun türlerine göre dekor değişkenlik gösteriyor mu?

Tragedyalarda daha ağır, daha kütlesel dekorlar olabilir. Renkler ona göre seçilir. Komedilerde daha canlı renkler seçilir. Çocuk oyunlarında daha zekice çözümler kullanmak gerekir. Değişken bir tane değil. Oyunun oynandığı mekâna göre dekorunuz değişebilir. Mekân çerçeve sahneyse dekor ona göre olur. Ya da ortada bir sahneyse seyircileri kapatmayacak şekilde bir dekor olması gerekir. Ya da çocuk oyunuysa o mantıkta daha kreatif işler yapmamız lazım. Ya da öyle oyunlar vardır ki bomboş bir sahnede oynanabilir, tamamen kumaş kullanılabilir. Tiyatronun güzelliği de işte bu. Bir kuralı yok. Yani aynı oyunu 20 ayrı yönetmen, 20 ayrı dekoratör, 20 değişik şekilde sahneye koyabilir.

Çocuk oyunlarına dekor tasarlarken nelere dikkat edersiniz?

Benim için yaratıcı olması önemli. Çocuk oyunlarında gerçekçi şeyleri sevmiyorum. Çocukların hayal dünyasını daha da geliştirecek şeyler olmalı. Yetişkin oyunlarında her şeyi çok gerçekçi yapabiliriz ama çocukların “Bak ne güzel, karton kutudan telefon kulübesi yapmışlar” ya da “Değişik malzemeleri dönüştürerek bir şey yapmışlar” diyebilecekleri yaratıcılıkta işleri düşünüyorum. Yani çocukları da şaşırtmalı, büyükleri de şaşırtmalı… Onun için çocuk oyunu yapmak bence çok daha büyük bir yetenek ve zekâ gerektiriyor. Çocukları kandırmak ve onların hayal gücündeki özgürlüğe erişmek çok zor. O yüzden çocuk oyunlarında bir kat daha zorlaşıyor iş ama iyi bir çocuk oyunu dekoratörü, bence iyi bir dekoratördür.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.