Doğa, matematik, oyun ve sanat onun parmaklarında
Doğanın sunduğu güzellikleri matematik ve sanatla birleştirerek, küçükten büyüğe herkesi eğlendiren bir oyun tasarlıyor Yavuz Demirhan… Almanya’da doğup büyümüş ve sanata, matematiğe, dil öğrenmeye daha çocuk yaşta ilgi duymuş. Zorunlu eğitim sürecini tamamladıktan sonra, içindeki dünyayı tanıma ve yeni maceralar yaşayabilme isteklerine şans tanıyarak, kendini Meksika’da bulmuş. Oradaki sanat ve el işçiliğine karşı olan farkındalık Demirhan’ı öyle etkilemiş ki kendini yapboz tasarlamaya adamış.



Yapboz, kullanıcının eline geçtiğinde onu tamamlamak bile çok uzun sürerken, sizin onları sıfırdan yapmanız elbette çok zaman alıyordur. Biraz tasarım sürecinden bahseder misiniz?


Tasarlamaya başlamadan evvel belki yüzlerce küp birimler kesmiş olurum. Herhalde üç boyutlu zekâ yeteneğim, o süreçte kendi tasarımlarımı oluşturabilmem için yeterince gelişmiş. Aynı zamanda üretici olduğumdan dolayı projeyi daha kolay gerçekleştirebilmem için pratik bilgilerimi tasarıma aktarıyorum. Müşteriler önümde yapbozları kurcalarken, onları dikkatle izliyorum, icabında müşterinin kişiliği ile ilgili bilgiler alıyorum ve bunların hepsini toplayarak yine tasarım aşamasına aktarıyorum. Her oyuncu aynı değil. Karakteri, geçmişi, ruhsal ve zihinsel yapısı, istekleri değişiyor ve her puzzle tasarımcısının en önde gelen hedefi, oyuncuya bol keyifli vakitler sağlamaktır.

Kaç senedir yapboz üretiyorsunuz ve şimdiye kadar ne kadar yapboz tasarladınız?

Yaptığım ilk yapbozu 15 sene evvel oluşturdum. Ondan bugüne kadar aralıksız ahşap puzzle üretiyorum. Puzzle tasarımına 2011 yılında başladım ve bu yıla kadar yaklaşık 500 çeşit resmi tasarım kayda geçti. (Kaynak: puzzle will be played sitesi / Japonya)



Ürünlerinizin hedef kitlesi kimler? Bir yaş aralığı var mı?


Açıkçası herhangi bir hedef koymadım. Tek hedefim tüm puzzle meraklılarına elimden gelen hizmeti sunabilmek ve puzzle ile ilgili olan felsefeyi en iyi şekilde tanıtmak ve yaymak. Bu oyunlar sadece çocuklara hitap etmiyor. Müşterilerimin yaş aralığı 2.5’tan başlıyor ve 99’a kadar da devam ediyor. Herkes kendi bakış açısına göre bu objelerden faydalanabilir.

“Ahşaptan, birebir küp kesebilene kadar binlerce hatalı küp kestim.”

Siz bir “otodidaktik”siniz. Kendinizi yapboz konusunda nasıl eğittiniz?

Puzzle tasarımının ve üretmenin eğitimi yok, en azından 15 sene evvel bulunduğum yerlerde yoktu. İnternet vardı ve bildiğim diller bana gereken bilgileri elde edebilmem için kapıları açtı. Bilgisayarda çok vakit geçirdim ve gereken bilgileri çıktı alıp, atölyeye taşıdım. Teori ve uygulama arasındaki geçiş süreci atölyede gerçekleşiyor. Burada oluşan neticeden memnun olmadığımda, yaptığım hataları tespit etmeye çalıştım ve beni yine internetin başına getirdi. Yaptığım hataları zamanla değişik gözle görmeye başladım. Onlar aslında gelişimimde olan eksiklikleri gösteriyor ve işimin kalitesini artırabilmem için yol gösteriyorlar. Aslında şöyle diyebiliriz, bir hatayı çok tekrarlamamak kaydıyla ne kadar çok değişik hatalar yapıyorsak, o kadar başarılı şekilde ilerleyebiliriz. Ahşaptan, birebir küp kesebilene kadar binlerce hatalı küp kestim.



Kaç çeşit yapboz yapıyorsunuz ve bunların özellikleri neler?


Yaptığım bütün yapbozlar küp birimine (polycube) ve üçgenlere (polyamond) dayalı. Puzzle ürün yelpazemi beş kategoriye bölebiliriz.

1- Yerleştirme problem oyunu (put - together puzzle): Belli sayıda olan parçaları, belli bir alana / kutuya yerleştirmek. Tasarıma göre, mümkün olan çözüm/yol sayısı birden yüz binlere kadar gider.

2- Sonra iç içe geçmeli mekanik oyunlar (interlocking puzzle): Birbirlerine kilitli olan parçaları, belli bir mekanizm ile ayırmak ve birleştirmektir.

3- Tangram sistemli oyunlar: Mevcut olan parçaları birleştirerek, çok sayıda simetrik figürler elde etmek.

4- Blok kaydırma oyunları

5- Mozaik oyunları

Üretimi nerede ve nasıl gerçekleştiriyorsunuz?

Datça kargı koyuna yakın bir mevkide yer alan evimin yanında, ufak bir atölye kurdum. Puzzle üretmek için yatar testere ve kalınlık planya gibi cihazlar kullanıyorum. Yapılacak modellere göre, yatar testere için özel kızaklar oluşturdum. Bu şekilde en ufak parçalara kadar detaylı kesimler elde edebiliyorum.

Ağacı neye göre seçiyorsunuz ve ne gibi işlemlerden geçiyor?

Ahşabın çok yumuşak olmaması gerekiyor. Puzzle kullanımı yoğun olabilir ve ahşap ezilmeye ve çizilmeye dayanıklı olmalıdır. Çok sert de olmamalıdır. Çünkü yoğun doğramalarda ve kesimlerde kullandığım bıçakları daha hızlı köreltebilir. Binlerce kesim yapmam gerektiğinde, her kesimi yüksek kalitede tutabilmem için bıçakların daima keskin durumda olması gerekiyor. Ağaç türlerini, tasarıma göre kullanıyorum ve ahşabın doğal rengini koruyorum. Ahşabın damarlarını en iyi şekilde ortaya koymaya çalışıyorum. Zımparalama kısmını çoğunlukla elden gerçekleştiriyorum ve seçtiğim kumluk oranı 1000’e kadar çıkabiliyor. Bu şekilde, yüzeyi daha kaygan ve temiz hale getirerek puzzle oyununa ayrı bir özellik katıyorum.

“Doğa bize, dünyanın en güzel renklerini sunuyor.”



Ahşabı doğal renginde kullanıyorsunuz, vernik de kullanmıyorsunuz. Bu ağaçları, renklerine göre nasıl belirliyorsunuz?


Hiçbir zaman ahşabın doğal rengine müdahale etmem. Zaten doğa bize dünyanın en güzel renklerini sunuyor. Sentetik renkler kullanmaya gerek yok.

Renk seçimini tasarıma göre belirliyorum ve bu kararı üretimden önce alıyorum. Genel olarak siyah (wenge), beyaz (akçaağac veya dışbudak), kırmızı (paduk) ve kahverengi (sapelli veya ceviz) tonlar kullanıyorum. Burada hem stok durumum ve kaç adet yapacağım da önemli. Yapbozları dış etkenlere karşı korumak için doğal malzemeler kullanıyorum. Mesela ilk aşamada Ketentohumu yağı ve sonra gomalak uyguluyorum. Ahşap türüne göre kullandığım malzeme değişebiliyor. Balmumunu özelikle mekanik oyunlarda kullanırım, bu şekilde parçalar birbirine sürtünürken
daha iyi kayıyor.

Tasarımlarınızı nasıl pazarlıyorsunuz?

Tek başıma çalışıyorum, dolayısıyla üretme kapasitem sınırlı. Her model, her zaman mevcut olmuyor. Beni yıllarca izleyen puzzle severler ve koleksiyoncular bunu biliyor. Yeni bir tasarımı tamamladıktan hemen sonra bir prototip oluşturup, bunu sosyal medya ağlarımda  paylaşıyorum. Oradan aldığım tepkileri değerlendirerek kaç adet yapacağıma karar veriyorum. Her üretim döneminden sonra en azından dört veya beş modeli aynı zamanda satışa sunuyorum ve bunlar çok sayıda ülkede talep buluyor. Kanada ve ABD’deki ilgi yoğun, oradan İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda, Danimarka, Japonya, Hong Kong, Singapur ve Avustralya’ya kadar alıcı buluyorum.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.