Öne Çıkanlar PAB Mimarlık Serhan Altop Adana Dekorasyon Günleri Etkinlik Emrullah Akçakaya

Petra Antik Kenti

Kral IV. Aretas’ın imparatorluğu döneminde Nebatilerin başkentiymiş. MÖ 4'üncü yüzyılda Mezopotamya’yı tehdit eden Perslerden kaçarak, bu bölgeye yerleşen Nebatiler; ulaşımı ve yaşanması zor bu vadide, kayaları oyarak zoru başarmışlar ve kendilerine bir yerleşim yeri yaparken, dünyaya da müthiş bir eser bırakmışlar. Dönemin ticari yollarını keşfeden Nebatiler, güçlenip, zenginleşmişler. Zamanla oyulan kayaların girişinde geliştirdikleri mimari üslup daha da güzelleşmiş. Kimileri tarafından önce ev olduğu söylense de daha sonra her bir oyuğun bir kaya mezarı olduğu yönündeki bilgiler daha kuvvetli. Mısır ve Asur’dan etkilenseler de Nebati süslemeler dikkati çekiyor. Tüm süsleme vurgusu on cephedeyken, içeride neredeyse hiç süslemeye rastlanmıyor.

Petra MÖ 106 yılında, Roma İmparatorluğu'nun bir parçası haline geldiğinde, Roma uygarlığının tüm bölgelerine de sahip olmuş ve değeri daha da artmıştır. Su teknolojisi konusunda oldukça başarılı olan Nebatiler, şehirlerini su kanalları ve sarnıçlarla donatmışlar. 8 bin kişilik bir amfi tiyatrosu vardır. Mezar Sarayı ve 42 metrelik El-Deir Manastırı’nın tapınak duvarlarıyla Orta Doğu kültürünün en önemli örneklerinden biridir. Nebatilerin kullandığı yazı, Arap yazısının başlangıcı sayılmaktadır. Petra’nın başkenti olan ve Nebatiler tarafından kurulan devlet, Roma İmparatorluğu tarafından MS 106 yılında yıkılmıştır. MS 400 yıllarından itibaren deprem ve ekonomik sıkıntılardan dolayı kent önemini yitirmiştir.

Petra 1812 yılında İsviçreli gezgin Johann Burckhardt tarafından tekrar bulunmuş ve yeniden gündeme gelmiştir.

Buğun Peru’da yer alan Machu Picchu ile kardeş şehir olan Petra, 6 Aralık 1985 tarihinde UNESCO Dünya Mirası listesine dâhil edildi. 2007 tarihinde de Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olarak kabul edildi. Bugün buraya “Wadi Musa” adı veriliyor.

2200 yıllık bu antik kent, kayaların rengi nedeniyle Rose City olarak da biliniyor. Petra’da atılan her adım, dönülen her köşe, izlenilen her patika sizi yeni bir kaya mezarına ya da kült merkezine götürüyor. Her yer sürprizlerle dolu; zaman zaman mimariye hayran bıraktırıyor; zaman zaman böylesi bir medeniyetin nasıl olup da ansızın, geride hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolduğunu sorgulatıyor. The Siq geçidinin sonunda Petra’nın en muhteşem yapısı çıkar karşınıza; El-Hazne. Siq’den yürüyerek kente girenler, bu muhteşem yapıyla karşılaştıklarında Nebatilerin zenginliğini ve nüfuzunu kavrardı. Hollywood filmleri ile ölümsüzleştirilen Petra’nın en unlu yapısı, yaklaşık 20 yüzyıl önce kayaların içinde inşa edildi.

Petra’daki kalıntılardan hiçbiri El-Hazne kadar göz alıcı değil. Büyük sütunlu girişi ve oymaları ile ziyaretçileri kendine hayran bırakan bu görkemli yapı, 39 metre yüksekliğinde, 25 metre genişliğinde... Gülkurusu rengindeki yekpare kayaların en yukarıdan aşağıya doğru senelerce oyulmasıyla bu zarif eser yaratılmış.

Petra’nın kayalara oyularak yapılmış en büyük yapısı El-Deir Manastırı, MÖ birinci yüzyılda yapılmış. Kırk yedi metre genişliğinde, kırk metre yüksekliğindeki El-Deir, bir zamanlar putperest Nebatilerin önemli bir tapınağıydı. Ürdün’deki bilinen en eski tapınma yerlerinden biri olan, müthiş ayrıntılı mozaiklerle bezeli manastıra ulaşmak için 800 merdivenlik bir tepenin zirvesine çıkmak gerekiyor. Arkeologlar burada 152 tomardan oluşan bir yığın buldu ve bu tomarlardan Bizans donemi Petra’sındaki günlük yaşam hakkında ayrıntılı bilgiler elde etti.

Petra’da 800’den fazla anıt, mezar, sunak, tapınak ve yapılar bulunuyor. Petra’nın en yüksek yeri Jabal Haroun’da (Harun Dağı) yer alan; Musa peygamberin kardeşi Harun’a ait olduğu söylenen bir mozole yer alıyor.

Petra’nın en önemli tapınağı Qasr El-Bint, Petra Antik Kenti’nin sonunda yer alıyor. Orijinalinde büyük ahşap kapılardan girilen uç kemerli yapı, Greko-Romen mimarisi ile yapılmış. Farklı kültürlerin karışımı ilginç geometrik motiflerle süslenmiş yapıdan geriye kalanlar ne yazık ki pek de iyi durumda değil. Yine de 2000 yıldan eski bu tapınağın duvarlarında, Nebati sıvasıyla iyi korunmuş parlak ve canlı resimler hala görülebiliyor.

HAZIRLAYAN: AYSUN ÖNCÜL

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.