Öne Çıkanlar 5 yaşındayız Ev Elektroniği Fuarı Abiye Kıyafet AC Yapı şiir

Dünya mirasına hediyeler - 5
St. Paul Kilisesi, Kuyusu ve çevresi

Hz. İsa’nın havarileri Hristiyanlığın tarihini Mezopotamya’da yazdılar diyebiliriz. O havariler içinde en gözdesi St. Pavlus’tu diyebiliriz rahatlıkla. Yanında yol arkadaşı ve dostu Barnabas ile 10 yıl dolaştı. Kıbrıs, Perge, Yalvaç, Konya, Antalya ve oradan Antakya’ya kadar birlikte gezdikten sonra ayrı ayrı gezmeye karar vermişler. St. Pavlus, Batı Anadolu’yu geçip Çanakkale yakınlarındaki Aleksandria Troas’a vardığında burada gördüğü bir rüyadan etkilenip, Makedonya’ya çağırıldığını düşünüp, Filibe, Atina, Selanik ve Korint’e doğru yola çıkmış. Oradan deniz yoluyla Efes’e uğradıktan sonra Kudüs’e geçer ve yine son durak Antakya olur. Üçüncü tur Efes’ten başlar Makedonya’da devam eder. Sonra yeniden Aleksandria Troas, Assos, Midilli, Sakız yoluyla Milet’e ulaşır. Sonra da Patara’ya geçer ama orada çok kalmadan Kudüs’e geçer. Yolculuk Roma’da sonlanır. İki yıl kalır Roma’da ve sonra İmparatorluk tarafından yargılanarak idam edilir.



Ölümüyle değil ama doğumuyla yaşama damgasını vurduğu yer Tarsus’tur. St. Pavlus’un doğum yeri Tarsus’tur çünkü. Onun adına Tarsus’ta bir kuyu yapılmıştır ve bu kuyu, Tarsus merkezine 300 metre uzaklıktadır. Bu kuyunun ona ait olduğu söylenen evin bahçesindedir. Hâlâ kesinlik kazanmamakla birlikte olasılıklar az değildir. İçindeki suyun hiç bitmediği kuyunun derinliği yaklaşık 40 metre, genişliği ise 1,5 metredir.

1993 yılında tesadüfen ortaya çıkan “antik yol” yine bu kuyunun da içinde olduğu iki yana eğimli, geniş bazalt taşlardan yapılmış. Yolun altında ise insan boyu yüksekliğinde kanalizasyon hattına benzeyen bir kanal vardır.

MS 5 yıllında Romalı bir ailenin Yahudi çocuğu olarak dünyaya gelen Paul, Hristiyanlığı sonradan benimsemiş ve adını Pavlus olarak değiştirmiştir. Şimdi onun adını taşıyan ve günümüzde St. Paul Anıt Müzesi olarak anılan kilise ve su kuyusu, Anadolu’ya bırakılmış değerli bir mirastır.



Kekova

Sonradan araya denizin girmesiyle ada olmuş bir yerleşim merkezidir Kekova. Antik çağın izlerini taşıyan ve denizin altına doğru uzanan eski yapılar, dikkati çeker.

Antalya iline bağlı Kekova, Orta Çağ’dan kalma eski bir kaleden adını alan Kaleköy’ün her tarafı kaya mezarları ile kaplı, kalenin içindeki tek parça bir kayaya oyulmuş, yedi sıralı tiyatro, eski kentten kalma sayılı izlerden biri. Yerli halkın yaşadığı evler, tarihsel görünümü bozmadan onunla bütünleşen bir anlayışla yapılmış. Sonradan gelip buraya yerleşenler de aynı özeni göstermişler. Tepeden aşağı doğru basamaklar halinde inen evler, iskelede denizle buluşuyor.

Denizin sığlığında dikilip duran Likya lahdi, Kaleköy ve Kekova’nın sembolü olmuş. Tepenin hemen ardında yüzlerce lahitten oluşan bir nekropol var. Antik kentin adının Simena olduğu sanılıyor. Günümüzde sit alan olarak korunuyor ve dalış yasağı var.

2000 yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce UNESCO Dünya Mirası listesine aday gösterilmiş.



Termessos

Antalya iline bağlı Güllük Dağı’nın sarp yamaçları arasında ormanlık bir alana adeta gizlenmiş gibi duran Termessos antik kentine, günümüz koşullarında rahatlıkla ulaşmak mümkün. Güllü Dağı Milli Parkı’nın içinden 9 kilometrelik asfalt bir yoldan sonra zorlu bir patikadan ulaşılabiliyor kentin merkezine. Bu noktada Artemis ve Hadrianus’a adanmış bir tapınak var.

Antik patika üzerinde sıralanan yapılardan Roma dönemi gymnasium ve hamam kalıntıları, 2’nci ve 3’üncü yüzyılda “Roma Barışı” döneminde kentin yaşadığı en parlak yılların izlerini taşır. Uçurumun kıyısına konumlandırılmış antik tiyatro 4200 kişiliktir. Tiyatronun önemli bir kısmı halen ayaktadır. Yakınındaki meclis binasının duvarları ise sapasağlam duruyor, sadece çatısı yok. Kentte bulunan pek çok tapınaktan sadece 7 tanesinin yeri saptanabilmiş. Agora’da yer alan II. Attalos Stolası, Termessos halkı ile dayanışma içinde olan Bergama Kralı tarafından buraya kazandırılmış. Milli Park içindeki müzede, Güllük ormanındaki yaban hayatına ilişkin örnekler ve antik kent kazı çalışmalarına ait fotoğraflar bulunuyor. 2000 yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce UNESCO Dünya Mirası listesine aday gösterilmiş.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.