Öne Çıkanlar Işık Özçelik Emrullah Eruslu Mohamed Yousif Al Binfalah Moment İstanbul iyarbakır Kalesi

Gayrimenkulde erkek egemenliği
Türkiye’de 2016 yılında erkekler 801 bin 48, kadınlar ise 391 bin 334 konut sahibi oldu. Türkiye genelinde 2016 yılında erkekler yüzde 59,7 pay ile 801 bin 48, kadınlar yüzde 29,2 pay ile 391 bin 334 konut sahibi olurken, yüzde 2,2 pay ile 29 bin 88 konut kadınlar ve erkekler tarafından ortaklaşa alındı.

İstanbul 63 bin 963 konut satışı ve yüzde 16,3 payla Türkiye'de kadınlar tarafından en fazla konut satın alınan il oldu. İstanbul’da 137 bin 565 konut erkekler tarafından alınırken, kadınlar ve erkekler tarafından ortak alınan konut sayısı 7 bin 186 olarak gerçekleşti. Hakkâri ise 22 konut ile kadınlara ve 107 konut ile erkeklere en az satışın gerçekleştiği il oldu.

Rakamlar yüzde yüzün üzerinde

Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye’yi kapsayan Çukurova genelinde 2016 yılında erkekler 53 bin 102, kadınlar ise 26 bin 354 konut sahibi olurken, 959 konut ortaklaşa alındı. Veriler, tapudaki erkek egemenliğinin kadınlara göre yüzde yüzün üzerinde seyrettiğini gösterdi. 

Adana’da geçen yıl erkekler 15 bin 540, kadınlar ise 8 bin 113 konut sahibi olurken, 303 konut ortaklaşa alındı. Mersin’de erkekler 20 bin 604, kadınlar ise 11 bin 445 konut sahibi oldu. Mersin’de erkekler ve kadınların ortak aldığı konut sayısı da 392’yi buldu. Hatay’da erkekler 12 bin 778, kadınlar 5 bin 717 konut alırken, 237 konuta da ortaklaşa sahip olundu. Osmaniye’de ise erkekler 4 bin 180, kadınlar bin 709 konut alırken, bu ildeki ortak konut alımı 27 oldu.

Toplumda kadına biçilen rol, iş hayatı ve kariyer

Adana Emlakçılar Esnaf Odası Başkanı Rabia Ülkü Uçar,  erkeklerin yüksek oranda tapu sahibi olduğu illerin Hakkâri, Siirt, Mardin ve Ağrı olduğunu söyledi. 

Özellikle bu illerde erkeklerin kadınlara oranla yüzde 80’nin üzerinde tapu sahibi olduğunun araştırmalar sonucu ortaya çıktığını belirten Uçar, “Tabi ki bu noktada erkek egemen toplumun bölge üzerindeki etkisi de aşikâr bir şekilde karşımıza çıkıyor. Kadınların tapu sahipliğinin en fazla olduğu illerimiz Bayburt, Çankırı, Yalova, Mersin, Antalya olsa da bu rakam ne yazık ki yüzde 40’ların üzerine çıkmıyor” dedi. 

Uçar, bu konuda temel nedenin erkek egemen toplum ve kadına toplum tarafından biçilen roller, iş hayatı ve kariyer ayrıntısının olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Ayrıca miras sonucu el değiştiren gayrimenkuller de toplumda mevcut algılar sonucu erkeğin daha çok söz sahibi olması olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca kişinin nasıl tapu sahibi olduğuyla da ilgili olan bir konu bu. Çünkü neredeyse yüzde 100’ e yakın bir oran ile ipotek ve bankaya borçlanma gibi alımlarda kişilerin iş durumları göz önünde bulunduruluyor. Bu noktada aile içerisinde eş durumunda erkek veya kadın olarak çalışan kimse, tapu, krediyi çeken kişi üzerinde kalıyor. Ayrıca kadınların kazanç ve çalışmalarına bakarsak, ne yazık ki bu oran erkeklerin ezici üstünlüğüne sahip.” 

Uçar, özellikle ülkemiz şartlarında konutun ihtiyaç olduğunu, yatırım amaçlı alınan evlerin ise genellikle bir veya daha fazla mülk sahibi olan kişiler tarafından tercih edildiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

“Ama asıl çoğunluk, gayrimenkule yönelirken ilk önceliği ihtiyaç olarak görüyor. Erkek ve kadın da bu oranı kıyaslarsak, ülke şartlarımız göz önüne alındığında ev sahibi olma fikrini erkek bireylere empoze edenin zaten kadınlarımız olduğunu biliyoruz. Çünkü kültürel alanda kadınlar kendi evine sahip olmak istiyorlar. Erkekler de bu düşünce ile birlikte tapu sahibi olma fikri zaten evli olan kişilerde büyük bir oranda eşlerinin istekleri ile gerçekleşiyor. Ayrıca kadınların bu konuda eşlerine büyük desteği olduğunu ve onları cesaretlendirdiğini bilmekteyiz. Aslında yeni Medeni Kanuna göre de evlilik aşamasında edinilen malların üzerinde erkek ve kadının ortak hakkının olması, tapu sahibinin kim olduğu ya da tapunun kimin üzerine olduğu önemini ortadan kaldırıyor.”

Erkekler yatırım, kadınlar yaşam alanı olarak düşünüyor

RE/MAX As Gayrimenkul Kurucu Ortağı Aylin Sönmez, Türkiye gelişmiş ülke olsa da hâlâ konut alırken banka kredisi ve tapu gibi bürokratik işlemlerin erkekler tarafından takip edildiğini söyledi.

Ülkemizde genellikle kadınların yatırımlarının da erkekler tarafından takip edildiğini belirten Aylin Sönmez, “Erkekler daha çok yatırım amaçlı arsa, iş yeri veya daire sahibi olurken, kadınlar konutu ilk tercihte yaşama alanı olarak düşünüyor. Gayrimenkul yatırımı yapan kadınlar,  erkeklere oranla daha az. Evlilikte edinilen gayrimenkul paylaşımı boşanma halinde eşit şekilde yapılsa da maalesef çoğunlukla edinilen mal varlıkları hâlâ erkeklerin üzerinde. Sadece daha kültürlü veya iş yaşamındaki kadınların bilinçli olması ve gelire katkı sağlamalarından dolayı, ortak tapular alınabiliyor. Fakat bu daha çok oturulan ev için geçerli oluyor. Konut, banka kredisiyle alınıyor ise tapu işlemleri krediyi çeken kişiye göre gerçekleşiyor” diye konuştu.

“Kadınların tapudaki sahiplik oranı her geçen gün artıyor”

Mersin Yapı Müteahhitleri Derneği (MERYAP) Başkanı Nesim Ekinci, Türkiye’de bir ailenin konut sahibi olmasında kadınların tercihleri etkili olduğunu söyledi.

Oturulacak veya yatırım yapılacak evi kadın seçerken, tapuda ise ağırlıklı olarak erkeklerin isminin geçtiğini belirten Ekinci, “Bunun nedeni de ticari hayatta tapular teminat olarak oldukça fazla kullanılmaktadır. Bankalara, finansman kaynaklarına ticari bir teminat olarak gösterilen bu tapular, o nedenle daha çok iş faaliyetlerini sürdüren erkeklerin üzerine yapılıyor. Ancak, ticari bir faaliyet içerisinde olmayan ailelerde tapuların rahatlıkla kadınların üzerine yapıldığını görüyoruz” dedi.

Ekinci, evlilikte edinilen mal varlığının paylaşımının boşanma halinde eşit şekilde yapılmasının, tapunun kimin üzerinde olması gerektiği algısını da değiştirdiğine dikkati çekerek, “O nedenle, geçtiğimiz yıllara göre kadınların tapudaki sahiplik oranının her geçen gün artıyor diyebiliriz” ifadeleri kullandı.

Kadınların bakış açışı farklı

İnsanın doğası gereği barınma ihtiyacının olduğunu anlatan Ekinci, şunları kaydetti: “Bu ihtiyaca, kadınların erkeklerden çok farklı bir gözle baktığını söyleyebiliriz. Erkekler, konuta daha çok yatırım olarak yaklaşırken, kadınlar için ise yaşam alanı olarak değerlendirildiğini görüyoruz. Kadın gözüyle; evdeki oda sayısı, odaların konumu, çocuk odası, bu odanın ebeveyn odasına olan yakınlığı, salonun ışık durumu, banyonun büyüklüğü ve kullanılan malzemeler, mutfak tipi ve mutfakta kullanılan malzemelerin kalitesi, dairenin cephesi, çocuklarının okuluna mesafesi gibi bir konutun ihtiyacını ne kadar karşıladığını en ince ayrıntısına kadar değerlendiriyor. Bir erkek için ise evin yeni olması, evin bulunduğu bölgenin gelişen bir bölge olması, ya da evin yıllar içinde değerlenmesi büyük önem taşıyor. O nedenle konut alımlarında kadınlar daha çok ihtiyaç olarak yaklaşırken, erkekler bir yatırım aracı olarak değerlendiriyor. Diğer yandan hayallerindeki evi bulan kadınlar, fiyat konusunda eşlerine göre daha esnek olabiliyor. Ayrıca, kadın gayrimenkulü beğendiğinde işi hemen bitiriyor; kadınlar pek de öyle ‘Ben bunu biraz düşüneyim, inceleyeyim’ demiyor.”

“Her ailenin hayali, kendi evine sahip olmak”

Adana Kamu Müteahhitleri Derneği (AKAMDER) Başkanı Mustafa Karslıoğlu, gayrimenkul kelimesinin günlük kullanımında akla ilk gelen mesken amaçlı konutlar olsa da, aslında bu ifadenin arazi, arsa, tarla, bahçe veya iş yeri gibi bir yerden bir yere taşınması mümkün olmayan şeyleri kapsadığını söyledi.

Her ailenin sahip olabileceği en önemli şeylerden birinin mesken olduğunu, öncelikler sıralamasında da bunun ilk sırada yer aldığını dile getiren Karslıoğlu,  son yıllarda, fiyatlar, kredi kullanım maliyetleri ve kampanyalar dikkate alındığında eskiye kıyasla artık daha kolay ev sahibi olma imkânlarının bulunduğunu ifade etti.

Karslıoğlu, fiyatı, ulaşım kolaylığı, sosyal çevre, semt, depreme dayanıklılık, yeşil alan, otopark gibi etkenlerin konut alımında ön plana çıkan önemli faktörler olduğunu vurgulayarak, “Ülke ekonomisinin lokomotifi konumundaki inşaat sektörü, artık günün şartlarına ve belirli gelir düzeyine göre kaliteli ve güvenilir konutlar üretiyor. Ülkemizde gayrimenkule olan talep de sürekli artış gösteriyor” dedi.

Tüm bu olumlu gelişmeler ışığında, yapılan araştırmalara göre gayrimenkulde tapu sahipliğinde erkeklerin ağırlıkta olduğunu dile getiren Karslıoğlu, şöyle devam etti:

“Kadınlar, emlak mülkiyetini gösteren tapu oranlarında uzun yıllar önce hep erkeklerin gerisinde kalsa da bu oran artık yükselmeye başladı. İstatistiklere göre 2016 yılında, erkekler yüzde 59,7 pay ile 801 bin 48, kadınlar yüzde 29,2 pay ile 391 bin 334 konut sahibi olurken, yüzde 2,2 pay ile 29 bin 88 konut kadınlar ve erkekler tarafından ortaklaşa alındı. Kadınların tapuya sahip olma oranı tabi ki illere göre değişiyor. Örneğin İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Mersin gibi gelişmiş illerde, Hakkâri, Siirt ve Van gibi illerimize göre kadınların gayrimenkule sahip olma oranı daha fazla. Konut alınırken kredi kullanma zorunluluğu bulunuluyorsa, tapu da haliyle kredi kullananın üzerine çıkarılıyor. Diğer durumlarda ise tapunun ortak veya kadın üzerine çıkarılmasının artması bize göre sevindirici gelişmeler. Kadın üzerine yapılan tapu sayısındaki artış, 2023 hedefleri olan ülkemizde cinsiyet eşitliği ve kadınlarımızın siyasetten ekonomiye kadar her alanda etkin rol almasına daha çok destek sağlanmasıyla mümkün olacaktır.”

"Hem kadın, hem de erkek için gayrimenkul yatırım ve ihtiyaç”

Çukurova Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Meltem Güler, erkeklerin tapuda kadınlara göre daha fazla söz sahibi olmalarının nedeninin, hem kadınlara göre daha yüksek oranda iş sahibi olması, hem de getirisi daha yüksek işlerde çalışma imkânına sahip olmalarından kaynaklandığını söyledi.

TÜİK’in sunduğu kadın - erkek istihdam oranlarına göre istihdam edilen kadın sayısının erkeğin yarısı kadar olduğunu belirten Güler, “Bu verilere göre, kadının gelir elde etme oranı ile onun mülkiyet sahibi olma oranı birbirini doğrulamaktadır. Kadınların daha önceki dönemlere göre daha fazla istihdam edildiği gözlense de çalıştıkları işlerin sıklıkla el becerisi yoğun, getirisi düşük işler olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır” dedi.

Yrd. Doç. Dr. Meltem Güler, ayrıca ataerkil değerlere sahip olarak toplumumuzda mülk sahibi olma hakkının erkeğe verildiğini ve bir bakıma erkeğin gücünü koruyacak bir sistemin kendi içinde destek gördüğünü ifade ederek, şöyle konuştu;

“Kadın, her ne kadar bu durumdan şikâyetçi olsa da sistemin içinde yer almak ya da sistem tarafından dışlanmamak adına ataerkilliğin gerektirdiği tüm kuralları yerine getirir. Kadın ve erkek son derece birbirine benzer aslında. Benzerlikleri, farklılıklarından daha fazladır. Hem kadın hem de erkek için gayrimenkul yatırım ve ihtiyaca işaret eder. Çünkü her iki kavram da korunaklı bir hayata ve barınmaya; barınmanın sağlanması da neslin güvenceye alınmasına işaret eder. Bu bakımdan kadın ve erkeğin gayrimenkul alımına bakışı, sonucu itibariyle aynıdır diyebiliriz.”

Yrd. Doç. Dr. Meltem Güler, evliliklerin, duygusal açıdan paylaşım kadar, maddi açıdan da paylaşımı gerektirdiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Boşanma, fiziksel bir ayrılıktır ve beraberinde mal paylaşımına neden olur. Mal paylaşımı rejiminin yenilenmesi, eşler arasında olası haksızlıkların önüne geçmeyi amaçlar. Ancak bu rejimin, tapunun kimin üstüne olması gerektiği kavgalarına son verdiğini söyleyemeyiz. Bir ilişki sona ererken yaşanan duygusal yaralanmalar, iletişimin daha sorunlu bir hale gelmesine ve bozulan iletişimde üzerinde anlaşma sağlanacak konularda bile çekişmelerin devam etmesine neden olabilmektedir.” 
Hazırlayan: ALİ GÜRELİ
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.