Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sâdık yârim kara topraktır
Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sâdık yârim kara topraktır
İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yârim kara topraktır
Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Dileğin varsa iste Allah’tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş Hak’tan
Benim sâdık yârim kara topraktır
Aşık Veysel

Varoluşundan itibaren doğayla iç içe yaşayan, toprağı kutsal sayıp en değerli varlığı annesi ile eş tutup ona “Toprak Ana” diyen yeryüzündeki tek millettir Türk Milleti. Doğaldır ki toprağın yeniden doğuşu, doğanın canlanması anlamına gelen baharın gelişi de çok önemlidir. Bu nedenle “Nevruz” yani yeni gün, yılbaşı sayılır Türklerde. Türkiye’den Kırgızistan’a, Özbekistan’dan Azerbaycan’a kadar Türklerin yaşadığı geniş coğrafyada Nevruz Bayramı bin yıllardır coşkuyla kutlanıyor. Doğaldır ki Türklerin yaşadığı, nefes alıp verdiği birçok bölgede de kutlanır nevruz. Son yıllarda bayram olduğu unutulup siyasi propaganda günleri olarak algılansa da ben bu sayıda sizlere nevruzu anlatmaya çalışacağım. Ve elbette ana konumuz gezmek olduğuna göre sizleri bundan birkaç yıl önce nevruz coşkusunu doyasıya yaşadığım Kazakistan’ın batısında yer alan, Kazak kenti Atrau’ya götüreceğim.

Türklerde nevruzla ilgili görülen en önemli rivayet bu günün Ergenekon günü oluşudur. Nevruz, Ergenekon Destanı’nda şöyle anlatılır:

Bir gün bütün kavimler Kök - Türkler’e karşı birleşerek onları hile ile yendiler. Kök-Türkler’in çadırlarını, mallarını, yurtlarını yağmaladılar. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler. Küçükleri kendilerine köle yaptılar. Bu yağmadan kurtulan Kıyan / Kayan ve Negüş / Tukuz bir gece kadınlarıyla birlikte atlanıp kaçtılar. Yurda geldiler. Düşmandan kaçıp gelen dört maldan (deve, at, öküz, koyun) çok buldular. Dağların içinde insan yolu düşmez bir yer izleyip oturalım deyip, dağa doğru sürülerini sürüp gittiler. Vardıkları yerde akarsular, çeşmeler, türlü otlar, meyveli ağaçlar, türlü türlü avlar vardı. O yeri görünce Tanrı’ya şükürler kıldılar ve buraya Ergenekon adını koydular. Dört yüz yıl sonra Ergenekon’da kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldılar ki sığmadılar. Bu sebepten buradan çıkış yolları aramaya koyuldular. O zaman bir demircinin önerisiyle dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler ve ateşlediler. Tanrının gücüyle ateş kızdıktan sonra demir dağ eriyip akıverdi. Yüklü deve çıkacak kadar yol oldu. O günü, o ayı, o saati belleyip dışarı çıktılar. O günden beri yeni yılın başladığı gece Kök - Türkler’de adettir. O günü bayram sayarlar. Bir parça demiri ateşe salıp kızdırırlar. Önce kağan bunu kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Ondan sonra beyler de öyle yapar. Bugünü mukaddes bilirler, böylece tanrıya şükretmiş olurlardı. 

Farklı Türk topluluklarında nevruz farklı isimlerle adlandırılır:

Altay Türkleri: Cılgayak Bayramı
Azerbaycan: Ergenekon, Bozkurt Bayramı
Başkurt Türkleri: Ekin Bayramı
Doğu Türkistan: Yeni Gün, Baş Bahar
Gagavuzlar: İlkyaz
Hakas Türkleri: Cılsırtı, Ulu Kün
Karaçay - Malkar Türkleri: Gollu,
Gutan, Saban Toy, Tegri, Toy
Kazak Türkleri: Ulus Günü
Kazan Türkleri ve Karakalpaklar: Ergenekon Bayramı
Türkmenler: Teze Yıl
Uygur Türkleri: Yeni Gün


Nevruz kutlamalarının 7 ritüeli

Birçoğu Şamanizm inancından gelen ama bazılarını hala uyguladığımız “Nevruz Bayramı” ritüellerini şu 7 başlıkta toplayabiliriz.

Hazırlık

Nevruza hazırlık genel temizlikle başlar. Evlerin etrafı temizlenir, içi ve dışı badanalanır, halılar ve kilimler yıkanır. Aile üyelerine yeni elbiseler akrabalara hediyeler alınır. Bayrama birkaç gün kala tatlıların yapımına başlanır. Nevruz ateşi için gerekli ot, çalı ve odun hazırlanır.

Mezarlık ziyareti

Nevruz kutlamalarında önemli bir yeri olan mezarlık ziyareti, eski Türklerdeki yuğ törenlerinin izlerini taşımaktadır ve bunların devamı niteliğindedir. Azerbaycan, Türkistan ve diğer yörelerde hâlâ nevruzda yapılan bu gelenek, ölmüşlerin mezarını ziyaret etmek, mezar üzerine şeker ve tatlı  bırakmak, dua okumak, ağıt söyleyip ağlamak, mezarların etrafını temizlemek, bazı yörelerde de mezarlıkta kahve içmek ve yemek yemek gibi etkinliklerle devam etmektedir. Orta Anadolu’da nevruz “Mart Dokuzu” adıyla bilinir. Diğer yörelerde de benzer adetler vardır. Mezarlar ziyaret edilir.

Kır gezileri

Toplu şekilde kırlara çıkılarak eğlenceler, şölenler ve yarışmalar düzenlenir. Bu gelenek Hun  Türklerinde de mevcuttur. Türk dünyasının bazı yörelerinde bu etkinlik nevruzda gerçekleşmeye devam etse de, diğer yörelerde Hıdrelleze kaymıştır.

Ateşle ilgili pratikler

Geniş Türk coğrafyasında kutlanan nevruz törenlerinin hepsinde ateşle ilgili pratikler bulunmaktadır. Bunlardan en yaygın olanı büyük ateşler yakarak üzerinden atlama ve bu sırada “Ağırlığım, uğurluğum sende kalsın. Kırmızılığın bana, sarılığım sana.” gibi büyüsel duaların edilmesidir. İnanışa göre nevruz ateşinden atlayanlar hastalıklardan arınır ve yıl boyunca hastalanmaz. Bir diğer pratik, hayvanları ateş üzerinden atlatmak veya iki ateş arasından geçirmektir. Nevruz törenlerinde ateşin kullanılması, onun temizleyici, arındırıcı, hastalıkları, kötülükleri ve büyüyü yok edici özelliğinden kaynaklanmaktadır.

Su ile ilgili pratikler

Sabah erkenden tüm su kaplarındaki suları yenileme, taze su içme ve ev hayvanlarına içirme, eski eşyaları suya atma, birbirinin üzerine su serpme ve su falına bakma şeklinde su ile ilgili pratikler uygulanır. Su kültü, eski Türk inanç sisteminde önemli bir yere sahiptir. Tüm pınarların, dere, ırmak, göl ve denizlerin kendi iyi ruhlarının olduğuna inanılmaktadır. Suyun şifa verici, arındırıcı gücüne inanç, Türk mit, efsane ve destanlarına da yansımıştır.

Eğlenceler

Nevruz kutlamalarında çeşitli yarışlar, gösteriler, seyirlik oyunlar ve müzik yer almaktadır.

Yardımlaşma

Nevruz kutlamalarının en önemli özelliği yardımlaşma, sevgi ve şefkat bayramı olmasıdır. Bayramdan önce fakir, hasta ve zor durumda olan kişilere para, giyecek yardımı yapılır ve bayram günü yapılan bayram aşından pay verilir. Yardımlar sırasında insanları kırmamaya dikkat edilir. 

Ana ritüeller bunlar olmakla birlikte her ülkede de farklı farklı kutlamalar, ritüeller vardır. Bunlar biraz da o ülkenin gelenekleri ile de alakalıdır aslında.

Azerbaycan’da nevruz

Benim gördüklerim içinde en yoğun kutlamalar Azerbaycan’da yapılıyor. Azerbaycan’da halk, nevruza birkaç hafta kala her Çarşamba akşam şenlikleri düzenliyor; ateşler yakılıyor, evler temizleniyor, insanlar tepeden tırnağa yeni elbiselerini giyiyor, mumlar yakılıyor, nevruz şekerleri hazırlanıyor, gelen misafirlere gül suyu dökülüyor. Gecelerde ateş oyunları oynanıyor. İnsanlar ateş üzerinden atlayarak, kışın tüm belalarından korunduklarına inanıyorlar. Nevruz için bir kapta buğday çimlendirip; bereketi artırması için ekmek ve yemişlerle hazırladıkları sofralarına, misafirlerine ikramda bulundukları tepsilere, evlerine koyuyorlar.

Kazakistan’da nevruz

Kazak Türkleri, Nevruz Bayramı’nı SSCB tarafından yasaklandığı 1930 yılına kadar Ulusun Ulu Künü, yani Ulusun Ulu Günü, deyimi ile adlandırmışlardır. Kazaklar, 1929 yılına kadar 21 Mart’ı yılbaşı olarak kutlamış. Kazak Türkleri, Kazakistan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına kavuştuğu 1991 yılından itibaren tekrar bu güne Ulusun Ulu Günü ifadesiyle milli bayram ilan etmişlerdir. Ve tam bir milli bayram gibi kutlanır; tüm caddeler onarılır, pırıl pırıl yapılır, otağlar kurulur, şenlikler ardı ardına yapılır.

Özbekistan’da nevruz

Özbekistan’da nevruz, özel mesire yerleri ve vadilerde kutlanır. Zurnalar çalan davetçiler insanları bayrama davet eder. Nevruz günü âşıklar Özbek Türklerinin güzel destanlarını söylerler. Bir taraftan halk oyunları oynanırken, bir taraftan da pehlivanlar güreş tutuşur. Büyük kazanlarda özenle hazırlanan yemekler davetlilere sunulur. Tüm halkın katılımıyla 21 Mart’ta başlayan törenler bir hafta kadar devam eder. Özbekistan’ın 1991’de bağımsızlığını kazanmasından sonra Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un hazırlattığı özel kararname ile 21 Mart Nevruz Bayramı olarak belirlendi.

Kırgızistan’da nevruz

Kırgız Türkleri yeni yıla nevruz şenlikleri ile başlar. 22 Mart günü yeni yılın başay denilen ilk ayının birinci günüdür. Nevruzda Kırgızlar yedi gün önceden bayram temizliklerine başlar, insanlar da yıkanıp, nevruzda en güzel bayramlık elbiselerini giyerler. Nevruz akşamı avlu yakınında ateş yakılır ve bütün insanlar yaşlı - genç demeden ateşten atlarlar. Ateşten atlama; insanların ruhlarını, niyetlerini temizleyerek yeni yıla arınmış olarak girme düşüncesini ifade eder.
Türkmenistan’da nevruz

Türkmenistan’da Nevruz Bayramı, halk arasında Oğuz Bayramı olarak geçmektedir. Nevruz gecesi, Oğuz gecesi olarak adlandırılır, milli oyunlarla meşgul olan Türkmen kızları da bu gecede türküler söyler. Türkmenistan’da nevruz için oldukça geniş bir sofra hazırlanır. Nevruz için, Türkmen çöreği, Türkmenpetiri, külce, yağlı börek, şekşeke ve Türkmen pilavı hazırlanır. Nevruzun en özel yemeği ise semenidir. Birkaç aile birleşip büyük bir kazanda buğday özüne un, su ve şeker ekleyerek semeni yaparlar. 

Bunlar benim bildiklerim, gördüklerim. Diğer Türk yurtlarında nasıl kutlanıyor görmedim doğrusu. Örneğin; İran, Suriye, Irak gibi ülkelerdeki Türkmenlerin kutlamalarını görmedim. Çin’deki, Balkanlar’daki hatta Hindistan’daki Türk soylarında bu gelenek hala kutlanıyor mu, kutlanmıyor mu doğrusu bilmiyorum. Moğollar nasıl kutluyor görmedim. İnşallah ömrüm yeter oralara da bir nevruzda seyahat eder, görür, sizlerle de paylaşırım. 

Bundan birkaç yıl önce Atrau’ya gittiğimde tam nevruz kutlamalarının ortasına düştüm. Sadece Nevruz Bayramı’nı değil, ön hazırlıkları, provaları bile gözlemledim. Hatta o kadar ki fotoğraflardan da görebileceğiniz gibi ziyaret ettiğim hastanede bile meslektaşlarımla birlikte nevruz kutladık.

Atrau neresi yahu?

Bu sayıda neredeyse tüm okurlarımın bu soruyu sorduğunu duyar gibiyim. Haklısınız Atrau bugüne kadar anlattığım diğer yerler kadar çok bilinen, tanınan ve gezmek için tercih edilen bir yer değil.

Atrau, Hazar Denizi’nin kıyısında ve Ural Nehri deltasında yer alan Kazakistan’ın ana liman şehri.Atrau şehri neredeyse 20 metre deniz seviyesinin altında. Ural Nehri şehri böldüğü için (genellikle Ural Nehri Avrupa ve Asya arasındaki sınır olarak kabul edilir) hem Asya’da hem de Avrupa’da yer alan bir kent. 200 – 250 bin nüfusu ile çok bilinmeyen bir kent. Ancak iş için gidilen ve ülkemizde de çok bilinmeyen bir şehir. Ancak önümüzdeki birkaç yıl içinde zannederim dünyada herkesin adını duyacağı Kazak bozkırının ortasında hızla büyüyen ve gelişen bir yer. Bunun en önemli sebebi elbette bu bölgeden çıkan petrol. Dünyanın en kaliteli petrolü olduğu söyleniyor. Petrol kentin biraz uzağında Cengiz Bölgesi’nde çıkıyor. Ancak yerleşim burada. Çalışanların önemli kısmı 15 günlük vardiyalar halinde Cengiz Bölgesi’nde; aileleri ise burada. Her gün Atrau Havaalanı’ndan Cengiz Bölgesi’ne; işçileri taşıyan bir uçak kalkıyor. Anlayacağınız işçi servisi uçak. Darısı bizim işçilerin başına. Çalışanların büyük çoğunluğu yabancı. Kazakistan’da en çok expatın yaşadığı bölge burası. Dünyanın her yerinden insanlar var. Havaalanında ve kent içinde o kadar çok farklı dil konuşuluyor ki şaşırıyorsunuz. Çoğunluk Ruslarda doğal olarak. Ruslar dışında üst ve orta kademe yönetim pozisyonlarında, mühendislik gibi yüksek teknik personel pozisyonlarında; İngilizler, Almanlar, Amerikalılar, İtalyanlar ve diğer Avrupalılar var. Yabancı işçilerin çoğu ise bizim vatandaşlarımız Türkler. İlginç bir şekilde işçilerin çok büyük çoğunluğu da Hataylı, onların da büyük kısmı İskenderunlu. 

Tam yatırım, iş yapılacak yer ve şimdi tam zamanı

Bunları niye anlatıyorsun derseniz; bugüne kadar çoklukla gezilecek, eğlenilecek yerleri anlattım. Ancak sadece tatil amaçlı gezmiyorum biliyorsunuz. Hatta çoğunlukla da iş için geziyorum. İşte Atrau tam olarak iş için gidilecek bir yer. Her türlü işin yapılabileceği, her türlü yatırımın düşünülebileceği bir bölge burası. Şimdilik petrol üretimi çok fazla değil, ancak önümüzdeki birkaç yıl içinde dünya petrol piyasasını domine edecek bir bölge haline gelecek burası. Burada dünya petrol devleri ve Kazak petrolleri birlikte ortaklık oluşturmuş. Şimdi ve gelecekte her şeye ihtiyaçları var ve bunu ödeyecek oldukça fazla paraları var. İnşaat, sağlık, otel, restoran, fırın, perakende gıda, aklınıza ne geliyorsa.

Hastanelerini görseniz küçük dilinizi yutarsınız

2 tane büyük özel hastane var. Devlet zaten doğru dürüst hiçbir eski SSCB ülkesinde yok biliyorsunuz. 2 hastane de teknik donanım olarak, otelcilik olarak çağımızın çok gerisinde. Bizim eski devlet hastanelerini mumla arasınız desem zannederim anlarsınız. Expatlar için durum çok vahim. Çok basit hastalıklar için bile 3 - 5 saat uçmak zorundalar. Sağlıkla ilgili bir şey yapmak isteyen olursa bana ulaşabilir, onlara çok daha detaylı bilgi aktarabilirim. 

Ve diğerleri

Diğerleri de çok farklı değil doğrusu. Kentte bizdeki 5 yıldızlı otellerle kıyaslanabilecek kalitede bir otel var. Bir gece ödeyeceğiniz ücretle bizde 5 yıldızlı çok iyi bir otelde en az bir hafta kalabilirsiniz. Diğer oteller genellikle bizim devlet misafirhaneleri düzeyinde. 

Birkaç tane elle tutulur restoran var ve en iyisi, en lüksü tahmin edebileceğiniz gibi bir Türk restoranı. 

Süpermarket yok “Ambar” denilen büyük marketler var. İsim vermeyeceğim ama bizdeki ucuz mal satan birkaç zincir market var ya; onların 2 kademe altını düşünün. Yiyecek, içecek ucuz. Hele hele alkollü içecek ve sigara akıl almaz ucuzlukta. Şöyle izah edeyim bizde 150 TL civarına aldığınız kaliteli ve ithal bir içkiye orada 2 dolar civarında para ödüyorsunuz. Benim içtiğim sigara ülkemizde 11 TL, orada 75 kuruşa aldım. Ancak hizmet, hijyen, sergileme konusuna hiç girmeyin çok kötü. Kafe, bar gibi konularda diğerlerinde olduğu gibi oldukça gerideler. Bizde baristanın önünde kuyruk olunan kafeler, hamburgerciler, pizzacıları bulmanız imkânsız. Hiçbir marka yok, olanların ne kahvesi içilesi, ne hamburgeri, pizzası yenilesi. 

Taksiler son derce eski ve konforsuz, expat çocuklarının gidebileceği sadece bir okul var, oturulacak evler eski SSCB döneminden kalmış yapılar. Bunlar aklıma gelenler, gelmeyen neler var kim bilir? 

Şu an 40 bin civarında olan expat sayısının birkaç yıl içinde 250 bine, 5 -7 yıl içinde 500 bine çıkması planlanıyor. Neler yapılabilir, ne fırsatlar ıkar siz düşünün.

Biraz daha Atrau

Belki şaşıracaksınız ama her gün Atrau – İstanbul arası uçuş var. Atatürk Havalimanı’ndan havalandıktan yaklaşık 3, bilemediniz 3,5 saat sonra Atrau’dasınız. Şehri ikiye bölen Ural Nehri sadece şehri bölmekle kalmayıp Asya ile Avrupa’yı da birbirinden ayırıyor. Köprünün bir ucunda duruyorsunuz Asya, birkaç yüz metre yürüyüp karşıya geçiyorsunuz Avrupa’dasınız. Bu kadar kolay. İstanbul’dan sonra bir tarafı Asya’da bir tarafı Avrupa’da olan bir şehirde olmak keyif veriyor insana.

Kentin yoğunluğu da bu bölgede zaten. Örneğin biraz önce bahsetmiş olduğum kentin en iyi restoranı olan Türk restoranı da burada. 

Expat sayısının çok olduğunu söylemiştim hele hele bunların çok büyük çoğunluğu da bekar erkekler olunca buna paralel olarak ciddi bir fuhuş ekonomisi oluşmuş kentte. Nehir kenarındaki bazı otellerin barları, diskoları bu ticaretin yapıldığı temel yerler. Kazakistan’da fuhşun bir suç sayılmaması bu ticaretin olağan bir şekilde yapılmasını sağlamış ancak şunu belirtmeden geçemeyeceğim Kazakistan’da en çok AIDS görülen bölge de burası ne yazık ki.

Kentin gezilecek yerleri arasında; Bölgesel Tarih Müzesi’ni ve Bölgesel Sanat Müzesi’ni sayabiliriz. Bunun yanında drama tiyatrosu da mutlaka vakit ayırıp gitmeniz gereken yerlerden birisi. Drama tiyatrosunda sadece tiyatro değil birçok konseri de izleyebilirsiniz. Hemen hemen her gün bir gösteri izlemeniz mümkün. 

Atrau’ya giderken beni halkın Türkleri pek sevmediği ve güvenlik hakkında oldukça fazla uyaran olmuştu. Bunun nedeninin yıllar önce kentte Kazak işçilerle Türk işçiler arasında çıkmış oldukça kanlı bir kavga olduğunu düşünüyorum. O dönemde aynı işi yapan ancak Türk işçilerin üçte biri maaş alan Kazak işçilerin çıkardığı bir kavga olmuş. İsyan etmekte haksız olmamakla birlikte muhatabın Türk işçiler olması mantıklı değil elbette. Günümüzde de bu kural değişmemekle birlikte, konu sorun olmaktan çıkmış. Bulunduğum süre boyunca herkes bana son derece dostane ve sevecen davrandı. Hiçbir şikayetim de olmadı elbette. 

Son olarak bir konuda sizi uyarmalıyım ki; Atrau Havalimanı oldukça küçük ve Kazak Gümrük Polisleri son derece isteksiz. Bu da çok uzun saatleri giriş için havaalanında beklemek anlamına geliyor. Gelmeden önce internet yoluyla 100 Amerikan dolarına VIP hizmeti satın alabiliyorsunuz. Böylece hem beklemeden gümrük işlemleriniz yapılıp en az 2 saat kazanıyorsunuz hem de paket içinde yer alan hizmet sayesinde VIP araçla otelinize kadar bırakılıyorsunuz. İnanın 100 dolara değiyor. 

Başta da ifade ettiğim gibi Atrau turistik seyahat için mutlaka gidilmesi gereken bir yer değil ancak yeni ticaret fırsatları arıyorsanız tam aradığınız yer burası, kaçırmamalısınız. Birkaç yıl sonra düşünmek bile zor olacak.

Son söz

Siz bu yazıyı okurken ben muhtemelen yeni yazı konuları toplamak için Amerika seyahatinde olacağım. Chicago, Kansas, Nashville, Memphis, Milwaukee gibi Amerika tarihinde önemli yere sahip, cazın, blues’un, rocknroll’un doğduğu, Amerika’nın en iyi etinin yenebildiği, Cajun mutfağı gibi bize çok yabancı ve tuhaf gelen mutfağın ana topraklarına gideceğim. Simpson’ların kenti Springfield’ı gezeceğim hem sizin için hem kendim için. 

Dönüşte yeni yerlerde, yeni lezzetlerle ve seslerle birlikte buluşmak üzere…

>> Bu yazının fotoğrafları için TIKLAYINIZ.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.