Bahar kıvamında bir kışı, ardından da gerçek anlamda bahar tadında bir baharı geride bırakıyoruz.

Yaz tatili için geri sayım çoktan başladı. Önce okulları kapatacağız, sonra sınavları hal yoluna koyup, sonbahara kadar ruhumuzu da bedenimizi de "reload" moduna alacağız.

Yaz mevsimi iş yaşamında "standby" modunda geçiyor.  Minimum çaba, minimum iş, minimum teşebbüs, minimum çalışma, minimum hareket, minimum enerji tüketimi!..

Sonbahar gelip, yeni döneme başlayana kadar böyle.

kdeniz ikliminin özelliği midir, Ortadoğu miskinliğinin bir tezahürü müdür?.. Nedendir bilmem, böyle gelmiş böyle gidiyor.

Ama biz yayıncıların ne yazık ki böyle bir “standby” modu yok! Yaz kış, gece gündüz, hafta içi hafta sonu… Yayıncılar için çalışma hayatının molası yoktur. Derginin hazırlığı bitip matbaaya gönderilirken, gelecek sayının çalışmalarına çoktan başlanmıştır bile. Hatta tatil mevsimlerinde biraz daha yoğun çalışılır. Çünkü sekiz on günlük bile olsa denize, yaylaya ya da evde ayaklarını uzatıp dinlenmeye kaçan bir arkadaşımızın yerine de çalışma, onun yokluğunu hissettirmeme zorunluluğumuz vardır.

Şikayetçi miyiz?... Tabii ki hayır! İşini severek yapanlar için günler ne kadar stresli olursa olsun, gene de yaşamaya değer. (Bizlerin ana besin kaynağı stres galiba?!..)

* * *

Değerli HOME&OFFICE CONCEPT dostları…

Yurt içinde ve dışında yaşanan ekonomik, siyasi, sosyal çalkantılara, mutsuzluklara, sıkıntılara karşın bölgemizin iş yaşamında, sosyal yaşamında hepimize moral veren, her yeni güne daha iyimser başlamamızı sağlayan güzel şeyler de oluyor.

Yeni iş yerleri açılıyor; mağazalar yeni modeller, yeni ürünler getiriyor, özel davetlerle bu ürünlerin lansmanını yapıyor. Yeni inşaat projeleri başlıyor; restoranlar, kafeler, caddeler, sokaklar insan dolu…

Her şey güllük gülistanlık mı?.. Elbette değil! Görünen o ki, uzunca bir süre de güllük gülistanlık olmayacak gibi. Ne yazık ki gerçek bu. Ancak, hayat devam ediyor. Ne gidecek başka bir yerimiz, ne de gitmeye niyetimiz var. Kalan ömrümüzün her anını bu güzel vatanda yaşayacağız.

Geçen sayımızda “Aynen Öyle” sayfamda, merhum Çetin Altan’ın “Enseyi karartmamak” deyimini yazmış, editör yazımın başlığını da biraz uzun tutmuş, “Çekelim mis gibi bahar havasını içimize, ruhumuz bayram etsin” demiştim.

Baharı geride bıraktık ama önümüzde uzun bir yaz var. Pırıl pırıl güneşin, uzun yaz günlerinin, tatilin tadını çıkaralım. Sıcaktan, nemden, yeteri kadar tatil yapamamaktan şikâyet edelim ama… Hayattan asla şikâyet etmeyelim.

Hayat, her şeye rağmen yaşamaya değer.

Yüreğimizi budaktan esirgemeyelim… Kıyasıya yaşayalım!
Gelecek sayımızda görüşmek üzere…

Mustafa Öncül
Genel Yayın Yönetmeni

 
> Sayı: 60 / Nisan-Mayıs 2016
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.