Öne Çıkanlar yataş Group Isıcam Sistemleri Eylem planı Gazi Üniversitesi Nevzat Sayın

Aşiyan yollarından bir şair geçti 


Kimseden ümmid-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bal
Kendi cevvim, kendi eflakimde kendim tairim,
İnhina tavk-ı esaretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim.

Tevfik Fikret




Öyle iddialı, öyle kendine inanan bir şairdi ki Tevfik Fikret, onun yaşadığı yer de öyle kendine özgü olmalıydı. Yaşadığı sıkıntılar, zorlu süreçler ardından artık iyice yorulduğunu hisseden Tevfik Fikret, inzivaya çekilip boğaza karşı bir evde yaşama fikrini hayata geçirmek için  Kadırga'da bulunani konağının satışından elde ettiği parayla Robert Koleji'nin yamacında, Rumelihisarı'nda planlarını kendi çizdiği bir ev yaptırmaya başladı. 3 katlı ahşap yapının inşaatın yapımına 1905 yılında başlanmış, 1906 yılında da tamamlanmıştı. Tevfik Fikret, şu anda müze olarak faaliyet gösteren eve, o dönemler eşi ve oğlu ile birlikte yerleşti.

Göksu’nun karşısında, boğazın en güzel köşesindeki bu yere, daha önceleri resim yapmak veya oturmak için eşi ile beraber sık sık gidip orada kurmak istedikleri yuvanın odalarına ve döşemelerine ait en ufak noktalara varıncaya kadar hayaller kurardı. 



Fikret, öylesine özgün bir şairdi ki yaşadığı yeri de kendine özgü detaylarla çizdi. Tevfik Fikret konağının mimarisini ve planlarını en ince detayına kadar tasarladı. Hisar üstündeki ağaçlıklar içerisinde yaptırdığı eve de Farsça'da "yuva" anlamına gelen “Aşiyan” ismini verdi. Aşiyan'nın orijinal çizimleri hala müzede sergileniyor. 

Aşiyan, Tevfik Fikret’in ölümünün ardından bir süre eski durumunu korudu. Ancak Fikret'in eşi daha sonra ihtiyaç gereği evi kolej öğrencilerine pansiyon olarak kiraladı. Aşiyan'ın bir dönem satışı da gündeme geldi. Satış tehlikesinin üzerine dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı olan Lütfi Kırdar, Aşiyan’ın şehir adına satın alınması ve bir Edebiyat-ı Cedide Müzesi haline getirilmesini teklif ettiler. Bu teklifin Şehir Meclisi'nde kabul edilmesiyle Aşiyan İstanbul Belediyesi tarafından satın alındı. 19 Ağustos 1945 tarihinde Aşiyan, “Edebiyat-ı Cedide Müzesi” adıyla büyük bir törenle açıldı. 

Müzenin hazırlık çalışmaları sırasında oluşturulan komisyon tarafından Tanzimat Edebiyatı ve özellikle Edebiyat-ı Cedide döneminin önemli sanatçılarının eşyaları toplanmaya çalışıldı. Bu amaçla müze envanterine katılan eserler arasında özellikle Şair-i Azam Abdülhak Hamid Tarhan da yer alıyor. Tarhan’ın eşyaları son eşi Madam Lüsyen tarafından İstanbul Belediyesine bağışlandı daha sonra da müzeye devredildi.  Aşiyan’ın gerçek sahibi olan Tevfik Fikret ve ailesine ait eşyalar ise şairin eşi Nazime Hanım ve arkadaşlarından alınarak müze koleksiyonundaki Tevfik Fikret bölümüne yerleştirildi. 

Tevfik Fikret’in Eyüp’te bulunan aile mezarlığındaki kabri, şairin vasiyeti üzerine Tevfik Fikret Derneği'nin girişimiyle 24 Aralık 1961 tarihinde Aşiyan bahçesine nakledildi.  Bu tarihten sonra müzenin adı "Aşiyan Müzesi" olarak değiştirildi. 

Birçok defa restorasyon geçiren bina, en son 2010 yılında restore edildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tüm masraflarını karşıladığı müze restorasyonu, 14 Aralık 2012 tarihinde bitirilerek, törenle hizmete sunuldu. 



Restorasyon sürecinde binadaki yapısal sorunlar üzerinde durularak, binanın tüm taşıyıcı sistemi elden geçirildi. Binanın orijinal haline sadık kalınarak sistem desteklendi. Binanın maruz kalabileceği dış faktörlere karşı temel kısım izolasyonları yapılarak binanın tüm elektrik, su, güvenlik sistemleri modern tekniklerle yenilendi. Yapısal anlamda ki tüm müdahaleler daha müze restorasyona girmeden önce arşiv çalışmaları ve araştırmalarla elde edilen veriler ışığında yönlendirildi. Aşiyan, ana salondaki kalem işlerinden, yazlık oturma odasındaki duvar kağıdına kadar özenli bir çalışma neticesinde ilk inşa edildiği yıllardaki görüntüsüne kavuşturuldu. Tüm müze iç duvar renkleri yine eski sıva üzerinde yapılan inceleme ve tarihi verilerdeki ipuçlarının değerlendirilmesi ile bugünkü görüntüsüne kavuştu.
Müzedeki eserlerin sergilenmesi de yine büyük bir özenle yapıldı. Tüm eserlerin orijinal yerleri tespit edildikten sonra dekorasyonu tamamlayacak olan kilim, perde ve diğer aksesuarların asıllarına uygun şekilde seçilmeleri ve orijinal eserlerle birlikte sergilemede bir bütün oluşturmaları amaçlandı.

Sergilenilen eserlerin bakım ve teşhir için hazırlanmaları da oldukça ayrıntılar içerirken tüm mobilya ve kilimlerin konservasyonları ile bazı tabloların restorasyonları yapılarak teşhire hazırlandı. Yapılan son restorasyon ve yeni sergilemesi ile dünyadaki benzerleriyle yarışabilecek özellikte olan Aşiyan Müzesi Türkiye'de de kendi alanındaki müzelere örnek olarak gösteriliyor.

Aşiyan Müzesi'nin bölümleri

Müze evler içlerinde sakladıkları anılarla birlikte önemli bir yere sahip. Öyle ki bir müze evi ziyaret ettiğiniz zaman o evde yaşayan sanatçının izlerine her yerde rastlayabilirsiniz. Her an bir odadan çıkıp size "Hoş geldiniz" diyecek gibi hissetmeniz bile olasıdır.

Aşiyan Müzesi de bu açıdan dünyanın en iyi müze evlerinden biridir. Yemek odası, yatak odası, banyosu, çamaşırhanesi, ve birçok önemli ismi misafir ettiği yazlık oturma odası ve salonu ile ziyaretçilerini tarihin en sisli anlarına ışınlayabiliyor .



Salon


Aşiyan Müzesi'nin giriş katında bulunan Tevfik Fikret’in misafirlerini ağırladığı büyük salon, şairin tümü kendi zevki ve duyguları ile şekillendirdiği orijnal eşyaların yerleştirilmesi ile düzenlendi. Salonun sol tarafındaki pencerenin önünde Tevfik Fikret'in oturmakta olan heykeli ziyaretçilerini hala büyük bir sevinçle karşılıyor. Sedefli koltukları ve sehpası ile döşeli bu bölümde şairin oğlu Haluk’a ait fotoğrafların da asılı olduğu bir bölüm bulunuyor. Ayrıca, şairin 1901 yılında yazdığı ünlü "Sis" şiirinden etkilenen son Osmanlı Halifesi Şehzade Abdülmecid Efendi'nin eseri olan "Sis" adlı tablo da bu bölümde sergileniyor.

Salonun diğer bir bölümünde, Fikret'in  dinlendiği, şiirlerini burada yazdığını size hissettiren arabesk tarzda sedefli bir sedir bulunuyor. Tevfik Fikret, aynı zamanda resim yapma yeteneğine de sahipti. Sedirin her 2 yanında yer alan  “Krizantemli Vazo” ve “Nazime Hanım Bebek Sırtlarında” adlı yağlıboya tabloları Fikret'in ressamlık yeteneğinin de şiirleri kadar büyüleyici olduğunu gözler önüne seriyor.

Şöminenin üzerinde bulunan cam fanuslu masa saati de sanki konağı o anda dondurmuşcasına şairin öldüğü saati gösteriyor. Bu saatin her 2 yanında da Çini porselen vazolar ve çeşitli dekorasyon eşyaları bulunuyor. Ahşap kitaplık ve sallanır koltuk bu bölümde yer alıyor.

Salonun şömineli bölümünde ise Rumeli Hisarı gören salonun cumba kısmanda bulunan koltuk takımı ve bakır mangal o dönemin zevkini de bize yansıtıyor.



Çalışma odası


Aşiyan Müzesi'nin üst katında Tevfik Fikret’in banyosu, çalışma odası ve yatak odası bulunuyor. Üst kata çıkan merdivenlerin bitiminde koridor üzerinde bulunan banyo; küveti, lavabosu, armatürleri ile özgün yapısını hâlâ koruyor.

Banyonun yanındaki çalışma odasına açılan kapıdan girildiğinde, solda kalan kısım Tevfik Fikret’in kütüphanesiydi. Burada her 2 yan duvara yaslanmış vaziyette bulunan açık kitap raflarında kitaplar, dergiler ve birçok o döneme ait yayın bulunuyor. Sağ duvarda asılı bulunan karakalem resimde de şairin son yıllarında aynaya bakarak kendini resmettiği bir çalışma olduğu ve sonradan bir yazı ile “Güleriz ağlanacak halimize” sözünü yazdığı otoportresi görülüyor. Sol tarafında şovale üzerinde resim çalışmalarından başka bir örnek yer alıyor.

Çalışma odasının Boğaz'a bakan tarafında ise sanatçının üzerinde yazı takımlarının bulunduğu çalışma masası, koltuğu, hat levhaları sergileniyor.  

Yatak odası

Dünyada boğazı gören en güzel pencere olarak bilinen Aşiyan’ın yatak odası, bu anlamda görülmeye değer bir yerdir. Boğaz'a hakim penceresi ile yatak odasının doyumsuz bir manzarası bulunuyor. Göksu ve Küçüksu’ya hakim olan bu bölge Fikret’in Aşiyan’ın yerini seçerken ki ince ruhunun sergiliyor.

Yatak odası, Tevfik Fikret’in hayata gözlerini yumduğu yerdi. 19 Ağustos 1915’te henüz 48 yaşında şeker hastalığına yenik düşen Fikret, çok sevdiği Aşiyan’ın yatak odasında son nefesini verdi.

Yemek odası

Kemerli, renkli camlarla süslü kapıdan giriş yapılan yemek odasının duvarlarında Tevfik Fikret’in kendi eserleri olan natürmortlar yer alıyor. Boğaz'a bakan pencere önündeki yemek masası üzerinde ise Fikret'in ailesine ait yemek takımları sergileniyor. 

Mutfak

Yemek odasının yanında mutfak yer alıyor. Mutfağa girildiğinde deniz tarafına bakan pencere dikkat çekiyor. Tevfik Fikret tarafından “Sokrat’ın penceresi” olarak adlandırılan bu pencere şairin ünlü filozof Sokrat’a olan hayranlığından kaynaklanmaktaydı. 

Çamaşırhane

Mutfağın yanında ise çamaşırhane bulunuyor. Evin dışına açılan kapısı olan çamaşırhanenin içinde olan çamaşır kazanı ve ocağı ile üzerinde davlumbazı, hemen yanında İngiliz imalatı çamaşır teknesi 20. yüzyıl mimari özelliklerini taşıyor.



Aşiyan bahçesi


Aşiyan'ın en güzel bölümü bahçesi, adını aldığı kuş yuvası ile bir bütünlük oluşturduğu gerçeğini gözler önüne seriyor. Tevfik Fikret, bahçenin doğal görünümünü değiştirmeden bahçedeki taşlardan yararlanarak oturma yerleri, masalar, süs havuzları, yürüme yolları yaptırmış. Bunu üzerine son yapılan restorasyonda da bu özellik korunmuş.

Aşiyan Müze evinde aynı zamanda Edebiyat-ı Cedide Bölümü, Abdülhak Hamid Bölümü ve Şair Nigar Hanım Odası da bulunuyor. Bu bölümlerde de ilgili sanatçıların eserleri, kişisel eşyaları, Edebiyatı-ı Cedide dönemine ait eşyalar sergileniyor. Edebiyat-ı Cedide akımının sona ermesinin ardından Fikret, edebiyatçı dostlarını Aşiyan’da konuk etmişti. Tevfik Fikret’in dinleme odası olarak kullandığı bu bölüm, edebiyatçı dostlarına ayrılmıştı. Odada Tevfik Fikret’in edebiyatçı dostlarının fotoğraflarının yanı sıra Galatasaray Lisesi’nden edebiyat öğretmeni Recaizade Mahmut Ekrem’in son halife Abdülmecit Efendi tarafından yapılmış yağlıboya tablosu da sergileniyor.
HAZIRLAYAN: NAZİRE HİÇYAKMAZER
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.