Berlin’de iki Alman, akşam geç vakit işten çıkmışlar; günün stresini, yorgunluğunu atmak için bir yerlere oturup kafa çekmeye karar vermişler.
Her yeri, her sokağı geziyorlar ama açık bir yer bulamıyorlar. Her yer kapanmış!
Almanın biri, “Türk mahallesine gidelim” diyor, “Orada açık bir kebapçı filan vardır”.
Atlıyorlar arabaya, basıp gidiyorlar. Düşündükleri gibi de oluyor ve açık bir kebapçı buluyorlar... Bir masa seçip oturuyorlar, yiyeceklerini söylüyorlar…  İçecek olarak da bira istiyorlar…
Garson, “Kusura bakmayın” diyor, “Biramız hiç kalmadı ama isterseniz rakı verebilirim”.
Almanlar çaresiz bir şekilde, “Tamam” diyor, “Getir”.
Kebaplar, mezeler geliyor, masa donatılıyor… Almanlar bi’ küçük açıp bardaklara koyuyor, su ve buz derken ortam tekâmül ediyor… Kebapçı kapadığı teybi tekrardan açıyor ve Müzeyyen Senar başlıyor inceden inceden…
Alman süzmeden alıyor çatalın ucuyla, sonra kadehten kıvamında bir yudum... 
Kadehi masaya bırakırken arkadaşına bakıyor, “Eeee?..” diyor, “N’olacak bu memleketin hali?..”

* * *

Türk ulusu kadar memleketinin haline kafa yoran bir başka ulus var mıdır acaba?.. Ekonomisi olsun, sporu, siyaseti olsun memleketin ne derdi varsa kafa yorarız gönüllü olarak. Memleketin derdi mi bitmez, biz mi her şeyi dert ederiz bilmem ama içkili ya da içkisiz her masada, her kahvehanede, her misafirlikte bir “N’olacak bu memleketin hali?..” konulu bir çalıştay, arama toplantısı düzenlenir. Her şeye ayrı ayrı kafa yorulur, tartışılır, görüş belirtilir, fikir beyan edilir.

Peki bir işe yarar mı?..

Bu arama toplantılarının(!) işe yarayıp yaramadığını bilmem ama toplantılara katılan vatandaşlarımızın sadece oralarda bir işe yaradığını hissettiğine eminim. Doğru yanlış, iyi kötü bir şeyler söyler ve karşısındaki de onu saygıyla dinler.

Vatandaşların o “N’olacak bu memleketin hali?..” muhabbetlerine dört elle sarılmalarının, bıkmadan usanmadan saatlerce konuşmalarının sebebi belki de budur.

Konuşan bir dinleyen bulduğu için, dinleyen ise konuşma sırasının kendine geleceğinden emin olduğu için konuşur, dinler, rahatlar.
Sahi…
N’olacak bu memleketin hali?..

* * *

Bu sayımızla 7 kocaman yılı, 84 ayı, 364 haftayı, 2555 günü geride bırakıyoruz. Gelecek sayımız 7’nci yaş sayımız olacak ve birlikte 8’inci yaşımıza adım atacağız.
Ne mutlu bize.

Bu keyifli yolculuğun her aşamasında yanımızda olan, yazarı çizeriyle, okuyucusuyla, reklam vereniyle kocaman HOME&OFFICE CONCEPT ailesine teşekkür ediyorum.

7’nci yıl sayımızda görüşmek dileğiyle…

Mustafa Öncül
Genel Yayın Yönetmeni
> Sayı: 61 / Haziran-Temmuz 2016
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.