Öne Çıkanlar alışveriş festivali EGE Yapı Adana Dekorasyon Günleri Ateş Uğurel Kupa Proje ve Tasarım

Kaçımız hayallerimizin peşinden gitme cesaretini gösterebiliriz ki hele bir de bu hayaller Türkiye şartlarında imkânsız hatta yok gibi görünürse… Hızı, özgürlüğü ve renkleri bu kadar sevseniz siz de tutunur muydunuz her şeye rağmen hayallerinize?.. Güç, insanın tutkusunda yatar… Belki birçoğumuz gidemezdik hayallerimizin götürdüğü yoldan ama o bunu başardı.

İzmir’de dünyaya gelen Evrim Duyar, bugünlerdeki işine ilham verecek olan motosiklet tutkusunu babasından ve dedesinden alarak yollara çıkmaya başladı. Öyle ki bu tutkusundan hiçbir şekilde vazgeçmeyerek hayalleriyle birleştirmeye karar verdi. 20’li yaşların başında belki de hayatında dönüm noktası olabilecek bir kaza geçirdi. Bu kaza onu vazgeçirmek yerine daha çok hırslandırdı ve çalıştığı özel bir firmadaki işinden ayrılarak, 1995 yılında başladığı ve 5 yıl sürdüğü resim eğitimini en büyük tutkusu olan motosiklet ve motorlu araçlarla bütünleştirdi. 2003 yılında uzun süredir hayalini kurup da bir türlü cesaret edemediği Airbrush tekniğiyle çalışmaya başlayarak; profesyonel meslek hayatına adım attı.

Türkiye’de pek fazla tanınmayan Airbrush uygulamalarını yoğun çaba ve tutkusuyla dünya standartlarında yapmayı başaran Duyar, bu uygulamayı hayallerinin ötesine geçirerek savaş uçaklarına kadar taşıdı.

Duyar, 2005 yılında Vespa- Fenerium Mağazaları iş birliğiyle hazırlanan “Fenerbahçeli Vespa” serisinin tasarım ve uygulamasını, 2006 yılında Balıkesir şehir merkezindeki ve 9. Ana Jet Üssü’ndeki 2 anıt uçağın (F -104) üzerine komple custom painting uygulaması gerçekleştirdi. 2009 yılında, Türk Hava Kuvvetleri 91. Filo’ya ait F-104 uçağına yine farklı bir Airbrush çalışması uygulayan Duyar, 2010 yılında, yine kurumsal projeler kapsamında, Rexona ve Renault markaları için bir seri performans gösterisi sergiledi.

Türk Hava Kuvvetleri bünyesinde uçan F-16 pilotları için 300’ü aşkın kask çalışması da yapan Duyar, Türk Hava Kuvvetleri’nin akrotimi olan “Türk Yıldızları” ekibinin de standart kask dizaynlarına imzasını attı. Evrim Duyar, tüm bu çalışmaların yanı sıra özel sektörde sayısız otomobil, motosiklet, duvar resmi çalışmasına imza attı. Ayrıca 2014 yılında Mazda 3 Türkiye Lansmanı için de, İstanbul Park'da bir performans gösterisi gerçekleştirdi.

Hava kuvvetleri Komutanlığı'nın 100. yılı için tasarlanan akro F-16 SOLOTÜRK'ün tasarım ekibinde de özel davetle yer alan Evrim Duyar, 2015 yılında NATO Tiger Meet için hazırlanan F-16'nın boyama ekibinde yer aldı.

Duyar, tüm bu başarılarını belgeleyerek “Uluslar arası Sanatçı Belgesi” aldı. Ayrıca Uluslar arası Plastik Sanatlar Derneği –INTERNATIONAL ASSOCIATION OF ART-(IAA / AIAP) üyesi olan Evrim Duyar, çalışmalarını halen İzmir’deki atölyesinde sürdürüyor.

Hakkında belgeseller ve kısa filmler çekilen Duyar’ın, Mazda firması tarafından oluşturulan "MAZDA REBELS" kampanyası kapsamında çekilip global dolaşıma giren bir de kısa filmi bulunuyor. Türkiye’de bu işi yapan tek kadın olarak da ayrı bir başarıya imza atan Evrim Duyar, başarının; cinsiyetinin, yerinin ve zamanının olmadığını herkese kanıtlamayı başardı.

Bu kadar sürede çok sayıda başarıya imzasını renklerle atan Evrim Duyar, 2. İnovasyon Haftası kapsamında TEMSA’nın davetlisi olarak Adana’ya geldi. Airbrush sanatı ile Temsa’ya ait TS45 aracını boyayan Duyar, HOME&OFFICE CONCEPT’in sorularını yanıtladı:

Yoğun ve yorucu bir iş yapıyorsunuz. Aynı zamanda bedensel olarak da kondisyon gereken bir iş bu. Böyle bir işin altından nasıl kalkabiliyorsunuz?

Şu anda boyadığım bu otobüsü Temsa’nın otobüsü olarak görmüyorum. Bu organizasyonu İnovasyon Haftası olarak da görmüyorum. Bana göre dünyanın merkezi şu anda bu otobüs, bunun da Temsa’nın da sahibi benim hatta buralar hep benim. Şu anda kendi işim yapıyormuş gibi özenle yaklaşıyorum bu işe. Bu benim artık defekt’im. Çünkü kendi aleyhime çalışan bir sistem. Bu işte uykusuz kalıyorum. Haddinden fazla yoruluyorum. Ama bunu değiştiremiyorum. Bu müşterinin işine geliyor tabi. Bu sırada ben kendi sağlık kredimden yiyorum ama yapacak bir şey yok.



“Bu işte büyüdüm, bu iş beni büyüttü, ben bu işi büyüttüm.”


Airbrush alanında bir eğitim aldınız mı?

Ben asında işletme mezunuyum. Airbrush yapmaya mezuniyetten sonra karar verdim fakat Türkiye’de güzel sanatlar fakültelerinde bu işin eğitimini veren hiç kimse yok. Bu alanda malzeme bile yoktu. Hatta bunun üzerine belgeseller falan bile çekildi. Malzeme ve ekipman alanında sıkıntı çektik. Malzemeleri bulamadığım nokta da kendim yaptım. Hatta kendi kompresörümü kendim imal ettim. Bu konuda da sanırım bir şey istediğim zaman gözüm dönüyor. Bu şekilde başladım ve kendi kendime öğrendim. Tabi çocukluğumdan beri aldığım resim eğitimim vardı. Bu yüzden profesyonel alanım resim yapmaktı zaten. Airbrush da en zor resim tekniğidir. Sonra baktım işi becerebiliyorum. Birkaç tane gazete haberim de çıkınca bir anda her şey patladı. İnsanlar ilgi göstermeye beni tanımaya başladılar. Bana ne kadar çok iş gelirse ben o kadar ustalık kazanmaya başladım. Bu işte büyüdüm, bu iş beni büyüttü ben bu işi büyüttüm.

Sizin hayalinizde yapmak istediğiniz ve teklif sunmak istediğiniz bir proje var mı?

Benim bu işe başlarken ki en büyük hedefim F-16 boyamaktı. Bu konuda çok şanslıyım ki hayalime ulaştım. Şu an üzerinde çalıştığım proje de benim için çok özel bir proje oldu. Çünkü ulusal kafası kuvvetli olan bir insanım ben yani milli olana, yerli olana değer veririm. Manevi anlamda bu proje beni çok fazla tatmin ediyor. Türkiye’de, Türk sermayesi, ARGE’si, ham maddesi, iş gücü ile ortaya çıkmış tamamen yerli bir proje olması ve benim büyük araçlara karşı olan zaafımdan dolayı da benim için özel bir proje.



“Tutkularım garip noktalarda birleşiyor.”


Üzerinizde çalıştığınız projenin mutlaka hareket etmesi mi gerekiyor?

Evet. Daha çok transporter’a, yani hareket eden şeylere karşı ilgim var. Ben kullanmayı da çok severim. Bu açıdan tutkularım garip noktalarda birleşiyor. Normalde araba kullanmam. Bizim evde arabayı eşim kullanır. Ben yaz-kış tüm ulaşımımı motosikletle sağlarım. Mesela kamyon, tır, gemi gibi büyük araçları kullanmaya karşı da bir hevesim var. Örneğin en kısa sürede uçuş eğitimi alacağım. Şu anda ona kafayı takmış durumdayım. Kullanmayı sevdiğim için boyamayı da seviyorum. Bu biraz da mobil olabilmeyle alakalı bir şey diye düşünüyorum. Göçebelik, her an kaçabilme ruhu ile de bağdaştırabiliriz bunu. Bunlar bana o özgürlüğü vadediyor olabilir.

Projelerinizde ne tarz uygulamalar yapıyorsunuz?

Firma bana vizyonunu anlatır. Ben o vizyonla ilgili görselleri bir araya getirip bunların çalışmalarına uygun kolajlar oluşturarak teklif ve öneriler sunuyorum. Ondan sonrası alışveriş, yani bir beyin fırtınası şeklinde devam eder.



Yaptığınız işlerin ortalama süresi ne kadar oluyor. Örneğin Temsa’nın bu projesi ne kadar sürede hazır oldu?


Performans gösterisi olmayan; izleyicinin kısıtlı süresi zarfında değil; daha geniş zamanlarda, atölyede çalışabildiğimiz işler için süreç tabi ki daha uzundur. Bir binek aracın Airbrush ile boyanması 1-3 hafta arası sürerken; minibüs, otobüs, kamyon/ kamyonet, tanker gibi daha büyük boyutlardaki araçların komple resimlenme süreçleri 3-4 haftadan başlıyor. Bunlar sadece benim tekil çalışmalarım için geçerlidir tabii. Daha geniş çapta; filo boyamaları gibi işler için ekibimle çalışıp, daha kısa sürelerde aynı işleri çıkarabiliyorum.

Temsa otobüsünü toplam 2,5 günde boyadım ama bu bir performans gösterisiydi. Yani izleyicinin boyama sürecine tanık olması, genelde merakla yaklaşılan bu tip çalışmaların canlı bir örneğini nihayetlenene kadar seyredebilmesi, bu vesileyle aracımızla ilgili farkındalık yaratıp dikkat çekmek gibi amaçlarımız vardı.

Şu anda bu otobüste ne anlatıyorsunuz?

Bu çalışmanın taslağı yine beyin fırtınası üzerine ortaya çıktı. Otobüsün ilk kısmında Taş Köprü’yü kullandık. Taş Köprü’nün kemerlerinde inovasyon fikirleriyle dairesel imgeler, insan beyni, akan bir zaman, endüstriyel işleri temsil eden çarklar var. Orta kısma baktığımız zaman bir göz kullandık. Bu globale bakışı, globalin bakışını temsil ediyor. Çünkü bu aracın sadece yurt dışına satılıyor olması değil, Amerika’ya gidiyor olması çok önemli. Çünkü Amerika teknoloji anlamında dünyayı domine eden bir güç. Ülkemizden bir firmanın da bu ülkeye yüksek miktarda araç satması global bir vizyonu öne çıkarıyor. Diğer kısmında da firmanın bu projede Amerika ayağının çok önemli olduğunu söylemesi ve Amerika’yı dahil etmek istemesi üzerine Amerika’nın karakteristik yapısını yansıtan kavramlar koymaya başladık. Yine firmanın talebiyle “Smart Mobility” sloganlarından grafikler de ekledik.

HAZIRLAYAN: NAZİRE HİÇYAKMAZER
FOTOĞRAFLAR: HACER ARIK GÖNÜL - EVRİM DUYAR
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.