Uluslararası Rotary Toplantısı için gittiğim Kore’deki Seul şehri, benim için yabancı değildi. Oraya 36 yıl önce de iş teması için gitmiştim. O zaman, Kore savaşının sıkıntılı sancılarının devam ettiği, kalkınmaya başlayan bir ülkeydi. Anımsadığım, şehri ikiye bölen bir nehir. Bir tarafı eski şehir, diğer tarafı ise gelişen bölgeydi. Şehirde sıkıyönetim vardı, gece yarısından sonra sokağa çıkmak yasaktı. Dikkatimi çeken bir özellik de şehrin merkezine yakın ana caddelerin altında bulunan alt geçit ve içindeki dükkânlardı.

Bu kez gittiğimde bambaşka ve canlı bir şehirle karşılaştım. Nüfusu 10 milyonu aşkın, Hangang Nehri’nin iki yakası gökdelenlerle dolu, modern ve görkemli bir şehir olmuştu. Şu an doğuda yüksek kalkınma hızı ve refah seviyesini yakalamış, dünya markalarına sahip bir ülke. Savaşın getirdiği yıkımlar nedeniyle bazı eski saray ve binalar ile tapınaklar dışında, yeni binalar şehre imajını veriyordu.

Seul Kulesi ve Namsan Park görülmeye değer yerler arasında. Şehre hâkim bir tepe üzerinde, şehri kuşbakışı seyretmenin zevkini yaşatıyor. Kuleye çıkmak için terasta gezerken çevre parmaklıklarının üzerinde gördüğüm binlerce asma kilit dikkatimi çekmişti. İlk defa böyle bir şeyle karılaşmıştım. Bizdeki, dilek ağaçlarına bez bağlamak gibi bir şeydi. Gerçekten öyleymiş. Şans ve dilek kilitleri… Bu yıl Adana’da Ziyapaşa Bulvarı üzerindeki parka yakın bölümde yapılan “Aşk ve Sadakat” köprüsündeki asma kilitlerin benzer amaçla konulduğunu tahmin ediyorum. Güzel bir gelenek, ağaca bez bağlamaktan farklı bir yöntem.

Seul’un eski şehir bölgesinde bulunan Kraliyet Sarayı, turistler için uğrak yeri. 16. ve 17. asırda inşa edilmiş bulunan bu saray, yıkılıp yeniden inşa edilmiş olsa bile en az 300 seneyi aşkın süre hanedana hizmet vermiş. Nöbetçilerin yerel kıyafet ve kılıçlarla yaptıkları gösterişli nöbet devir törenleri görülmeye değer. Zaten saraya ziyaretimizi de öyle bir saate denk getirmiştik. Yine o civarda bulunan bir Budist tapınağını gidip görmek, yine eski halini muhafaza eden saray yakınlarının oturduğu bir mahalleyi gezmek mümkün. Elektronik eşya üretiminde şöhretliler. Bu nedenle bu tür eşyaları satan bir çarşısı, modern ve büyük alışveriş merkezleri de mevcut. 

Kore’ye gitmişken Pusan’a uğramamak olmaz. Yerel adıyla Busan şehri Kore’de ikinci büyük şehir ve en önemli limanı. Nüfusu 3,5 milyondan fazla. Bu ismi, yaşlı olanlar, Kore Savaşı’na destek olmak için giden askerlerimizin gemiden indiği limandan belki hatırlar. Kore yarımadasının güneyinde bulunan eski bir liman şehri. Bir yer liman şehri olur da balıkçı şehri olmaz mı? 

Şehre hâkim bir tepede olan Şehir Kulesi’nden, şehrin panoramik görünümü harika. Yine bolca yüksek gökdelenler var ve liman bir nehir yatağının ucuna yerleştirilmiş. Limana yakın köprü iki yakayı birbirine bağlıyor. Limanın yakınlarında, balık pazarı olduğu söylenen mekân dikkatimi çekti. Uzakdoğu’nun ünlü bir balık satış merkeziymiş. Zaten Japonya ve Kore halkının balık yeme alışkanlıkları malum.

Busan’da bizler için en önemli ziyaret yeri de Birleşmiş Milletler Mezarlığı oldu. Oraya 1951-53 Kuzey-Güney Kore savaşında çeşitli milletler asker göndermişti. Biz de buna katılmıştık. Kore Savaşı’nda yaklaşık 1000’e yakın şehit verdik. Şehit askerlerimizin mezarları Busan’daki Birleşmiş Milletler Mezarlığı’nda bulunuyor.

Seul’den Busan’a trenle gelmiştik. Tren Yolu üzerindeki köyleri ve yaşamı izlemeye çalıştım. Genelde pirinç tarlaları ağırlıktaydı. Ama gelişen sanayi tesislerini, yalnız büyük şehirler civarına değil, köy ve kasabalar etrafına da serpiştirmişlerdi. Dikkatimi çekti.

Gezinin son durağı balık pazarını dolaşmak ve orada bir balık lokantasında, limana hâkim bir mekânda deniz mahsulleri yemek oldu. Kore bundan 30/40 yıl öncesine kadar iktisaden bizden geride olan bir ülkeyken, şimdi, sanayi, teknoloji ve gelir seviyesi bakımından bizi çok geçmiş bulunmaktadır. Herhalde alınacak bazı dersler var.

Cevdet Naci Gülalp

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.