SON HABERLER
e-Posta
Semiramisköy'de anılarla dolu bir ev: Suna&Kazım Apa

Yüzünden hiç eksik olmayan gülümsemesiyle karşılıyor bizi Suna Hanım. Sıcak bir karşılamanın ardından “Nerede kaldınız, gözümüz yollarda kaldı” diye sitem ediyor. “Malum Adana ve iş trafiği” diye bahanemizi sunup affedildikten sonra içeriye giriyoruz. Sağında solunda dikkat çekici, bir o kadar da estetik tabloların yer aldığı koridordan geçerek salona ulaşıyoruz.

Bu sayımızda Adanalı iş adamı Kazım Apa ve hem hayat hem de iş arkadaşı olan Suna Apa'nın Semiramisköy'deki villasındayız…

Suna & Kazım Apa çiftinin samimiyeti ve sıcaklığı evin her köşesine yansımış. Duvarlardaki tablolardan, masaların üzerinde yer alan süs eşyalarına kadar birçok objenin çok derin anlamlarla yüklü olduğunu öğreniyoruz bir süre sonra.

Her köşe ayrı bir anlam taşıyor  

Bunaltıcı Adana sıcağına meydan okuyan merkezi klima sistemi sayesinde, serin bir ortamda kahvelerimizi yudumladıktan sonra, keyifli sohbetimize Apa çiftinin villasını gezerek devam ediyoruz. Evin çok sade bir dekorasyona sahip olması dikkatimizi çekiyor. Yer kaplamasından duvar renklerine, asma tavan formlarından merdiven çözümüne, kapıların malzeme seçiminden renk seçimine kadar her şey çok sade ve net çizgilere sahip. Ne ultra modern ne ultra klasik; sade, dingin ve sıcak… Değişime izin veren bu yapı huzur veriyor insana.

Apa çiftinin yaşam tarzları, hikayesi olan mobilyaları, Suna Hanım'ın dünyanın farklı yerlerinden satın aldığı aksesuarlar ve tablolar ise tüm bu sadeliği ve dinginliği canlandıran unsurlardan bazıları. Suna Hanım'ın babaannesinden kalan işlemeli koltuklar, babaannesinin annesinin kendi elleri ile yaptığı dua tablo, nişlerin içerisinde yer alan objeler, sehpaların üzerinde başka ülkelerden alınan yaşanmışlıkları ve eski sahiplerinin anılarını taşıyan objeler evi canlandıran diğer unsurlar.

Apa çifti gündelik yaşamlarını salonlarında sürdürüyorlar. Salonun bir bölümü çok rahat oturma grupları ile TV keyfine ayrılmış. Diğer bölümde ise günlük sohbetlerin yapılabileceği, ayrıca misafir ağırlamaya yönelik, ergonomisi yüksek ve şık kanepe gruplarının yer aldığı kalabalık davetlere uygun yemek ve sohbet bölümü yer alıyor.

“O koltuklara oturmuyoruz, onlar anı yüklü objeler bizim için. Oraya her baktığımda babaannemi görüyorum”

Apa çifti evlerindeki şık ve modern mobilyaları ile aile büyüklerinin yadigarı mobilyaları birlikte kullanıp, onların anılarını her daim yaşıyorlar. Babaannesinden kalan işlemeli otantik koltukların kendileri için çok önemli olduğunu belirten Suna Hanım, “O koltuklara oturmuyoruz, onlar anı yüklü objeler bizim için. Oraya her baktığımda babaannemi görüyorum” diye ifade ediyor duygularını. Koltukların üzerinde duran Güzhan Müstecaplıoğlu tablosu ise Kazım Bey tarafından Suna Hanım'a doğum gününde hediye edilmiş.


Koridor duvarında pek çok tablo yer alıyor.Sağ taraftaki kaftanların Antakya Savon Otel'den, üst kata uzanan ahşap merdivenlerin kenarındaki tabloların ise Çin'den alındığını öğreniyoruz. Suna Hanım, gittiği her yerden farklı bir anlam taşımış evine. Hemen hemen evin her köşesinde farklı ülkeler ve Türkiye'nin çeşitli şehirlerinden alınmış objeler bulunuyor.  Salonun giriş kapısının önünde işlemeli bir masa ve ayna, masanın önünde ise neşeli aile fotoğrafları yer alıyor. Apa çifti, uzakta olan sevdiklerini bu fotoğraflar ile her an anıyor ve evlerinde yaşatıyor.

Evin giriş kapısının hemen önünde, koridor duvarına asılı olan küçük ve camla kapalı çerçevenin içerisindeki el figürünün ne anlama geldiğini soruyoruz Suna Hanım'a. Dubai'de yaşayan kardeşi Ayşe Arman tarafından kendisine hediye edilen figürün,
Fatima'nın eli olduğunu söylüyor.

Evin üst katına ulaşımını sağlayan merdiven son derece radikal çizgiler taşıyor. Merdiven, duvardan çıkan ve altında taşıyıcı olmayan, boşluğa asılı gibi duran ahşap basamaklardan oluşuyor. Evin üst katında yatak odaları ve banyolar yer alıyor. Apa çiftinin Amerika'da öğrenimini sürdüren kızları Ela'nın odası, merdivenin hemen karşısında. Apa çiftinin 8. sınıf öğrencisi olan küçük kızları Lara'nın odası ise hemen sol tarafta. Diğer tarafta ise Apa çiftinin yatak odalarının yanı sıra, göl manzaralı bir de TV odası yer alıyor.

Evin bu katına da yine beyazlık ve yalınlık hakim. Yerlerin, kapıların, duvarların, tavanların bembeyaz hali ve estetik çizgiler gözlerimizi kamaştırıyor. Ve tabiî ki o beyaz duvarları yaşatan tablolar ve aile fotoğrafları bu katta da devam ediyor. Genel banyoda mimari tasarım çok etkileyici. Yüzyıllardır geleneğimizi yansıtan afyon beyazı mermerle, teknolojinin son ürünlerinden beyaz corian malzemelerin profesyonelce bir araya getirilişini izliyoruz. Çocuk odalarında ve banyolarında ise, çocukların beğenilerinin duvarlara ve banyolara yansıdığını görüyoruz. Pastel renkler hakim Ela ve Lara'nın odalarına.

Mutfağa da genel çizgiler yansımış. Beyazın hakim olduğu son derece estetik ve şık ada modelli mutfağın duvarlarında birçok ülkeden alınan minik ev bibloları yer alıyor. Mutfağın ortasında, ocağın ve ızgaranın yer aldığı adanın üzerindeki davlumbazın kenarında ev koleksiyonu devam ediyor. Bergen, Amsterdam, Meksika, Şili, Küba, Arjantin ve Yunanistan evleri bunlardan sadece bazıları.

“Birbirimizin fikirlerine önem veriyor, kararları birlikte alıyoruz”

Üst kattaki gezimizi de tamamladıktan sonra tekrar aşağıya iniyoruz. Salonun bahçeye açılan kapısından arka bahçeye çıkıp sohbetimize yeşiller arasında devam ediyoruz. 21 yıldır evli olan Apa çifti, lise yıllarında tanışmışlar. Gerek üniversitede gerek sonrasında hep Kazım Bey'in izinden gittiğini belirtiyor Suna Hanım. Sadece evli bir çift olmaktan öte, uzun yıllardır çok iyi iki arkadaş olduklarını ifade ediyor ve ekliyor, “Evliliğimizin başından bu yana önemli kararları hep birlikte aldık. Gerek iş konusunda gerekse özel hayatımıza dair konularda birbirimizin fikirlerine önem verdik. Onun hayatına giren her şey benim hayatıma, benim hayatıma giren her şey doğrudan onun hayatına yansıdı.”

“Anısı olan objeler bize mutluluk veriyor”

Yaşadıkları bu evde sürekli küçük değişiklikler yaptıklarını belirten Suna Hanım, “Eski olan her obje benim için büyük anlam taşıyor. Seyahatlerimde gittiğim yerlerden, oralara ait ve bulunduğu yerleri anımsatan eski şeyler alıp evimin bir köşesine koyuyorum. Duvarlardaki tablolara veya masaların üzerinde yer alan süs eşyalarına baktıkça farklı bir anıyı hatırlamak çok güzel bir duygu. Evimiz de bizimle birlikte yaşıyor. Duvardaki herhangi bir tablo veya masanın üzerinde duran küçük heykel evimize kelimelerle ifade edilemeyecek anlamlar yüklüyor. Anısı olan objeler bize mutluluk veriyor” diyor.

Her ne kadar keyifli sohbete doyum olmasa da, saatlerimiz bize ayrılma vaktinin geldiğini hatırlatıyor. HOME&OFFICE CONCEPT ekibi olarak çok hoş saatler geçirdiğimiz Apa çiftinin anlam yüklü evinden “Tekrar bir araya gelme” sözü vererek ayrılıyoruz.  

Hazırlayanlar: Mine Liman – Aysun Öncül – Sezer Katkay
Stil editörü: Gökalp Aysalan
Fotoğraflar: Ali Güleryüz

 

Share/Save/Bookmark